KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/10118 E., 2012/9566 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 471-332
Karar Metni
741 kelime·4 dk okuma
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan ... Yapı End Çelik İnş San Tic Ltd Şti ve ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının haksahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımlar nedeniyle uğranılan Kurum zararının, davalılardan 506 sayılı Kanunun 9, 10 ve 26.maddeleri gereğince, rücuan tahsili istemine ilişkin olup; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava dilekçesi ve duruşma günü anılan davalı ... Yapı End Çelik İnş San Tic Ltd Şti'ne yöntemince tebliğ edilmeden yargılama yapılıp karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir.
Anayasanın 36. ve HUMK.'nun 73. maddelerinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre; mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka dava ve duruşmadan haberdar edilmelidirler.
Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir. Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir.
Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanması olup, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde eldeki davada, dava dilekçesi ve duruşma günü yöntemince tebliğ edildikten sonra yargılama yapılarak, davalı limited şirkete savunma hakkı verilmek suretiyle karar verilmelidir.
Diğer taraftan ise, daha geniş bir sorumluluk esasına dayanması nedeniyle 506 sayılı yasanın 10. maddesinin uygulama önceliği bulunduğu halde, 10. maddeye göre sorumluluk şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında bir araştırma yapılmadan karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
506 sayılı Yasanın 9. maddesi - (Değişik : 25.08.1999 - 4447 / 12 md. Y.T. 08.09.1999) ''İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür.
İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.(Ek : 14.07.1999 - 4410 / 1 md.) Dışişleri Bakanlığının sigortalı olarak yurtdışı göreve atanan personeli için işe giriş bildirgeleri ise,
Kuruma en geç üç ay içinde gönderilir. '' düzenlemesini öngörmektedir.Anılan yasanın 10. maddesine göre ise 9. maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26. maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir.Yani,
davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunun 2.maddesiyle değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9 ve 10.maddesi hükmüne göre rücu alacağından sorumluluğu için;işe giriş bildirgesinin sigortalının, işe başlatılmasından önce verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesinden önce meydana gelmesi gerekir.
İşyerinin hangi tarih itibarıyla 506 sayılı Yasa kapsamına alınması gerektiğinin belirlenmesi,bu kapsamda verilmesi gereken işyeri bildirgesinin tarihinin ve sigortalıya ait işe giriş bildirgesi ve Kuruma intikal tarihinin belirlenerek somut olayda 506 sayılı Yasanın 9. ve 10.maddesi hükmündeki koşulların oluşup oluşmadığı tespit edilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, eldeki davanın kısmi dava olduğu anlaşılmakla, Gebze İş Mahkemesinin 2007/782-2009/311 ve 2009/674-2010/160 sayılı dosyaları da incelenmek suretiyle bakiye rücu alacağının bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Taraf teşkili sağlanmaksızın, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ile davalılardan ... Yapı End. Çelik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/10118, K. 2012/9566, 24 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama