KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/10448 E., 2012/9666 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 385-1000
Karar Metni
450 kelime·2 dk okuma
Davacı, gecikme zammına faiz uygulanarak haksız tahsil edilen bedelin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekilinin temyiz etmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
506 sayılı Yasanın 80. maddesinde öngörülen prim ve diğer Kurum alacaklarının (4447 sayılı Kanunun işsizlik sigortasına ilişkin 49/5. maddesi kapsamında işsizlik sigortası primlerinin de) süresinde ödenmemesi halinde tahakkuk ettirilen “gecikme zammı”;
prim borcunun zamanında ödenmemesi halinde Kurumca talep edilecek kamu hukuku karakterli bir para alacağı için öngörülen nitelikli temerrüt faizi olup (Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2004 tarih ve 2004/104-94 sayılı kararı), Borçlar Kanununun 104/son maddesi hükmünde ifadesini bulan “geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebi ile faiz yürütülemeyeceği” ilkesine aykırı olarak ödeme emrinde yer alan gecikme zammına faiz işletilerek ödenmesinin talep edilmesi yasal dayanaktan yoksun olup, davacı tarafından bu kaleme ilişkin ödemelerin iadesinin talep edilmesi yerinde ise de, uygulamada yapılan yanılgılı değerlendirme sonucu olarak,
dava konusu edilen faizlerin alınmış olması, 506 sayılı Yasanın 84 maddesinde sözü edilen, “yanlış (hatalı) ve yersiz olarak alınan prim” anlamında olup, anılan yasa maddesindeki düzenleme gereği, Kurumun bu yoldaki kazanımını, Borçlar Kanunu’nun 61 ve ardından gelen maddelerinde yer alan, haksız iktisabın bir türü olarak kabul etmek yerinde olur.
Ancak hemen belirtmek gerekirse, konunun 506 sayılı Yasanın 84. maddesinde özel olarak düzenlemeye tabi kılınmış olması karşısında, bu özel düzenlemenin, Borçlar Kanunu ve İcra İflas Kanununun 72. maddesine göre, uygulama önceliği mevcut ise de, anılan 84. maddedeki düzenleme boşluklarının Borçlar Kanununun 61 ve ardından gelen madde hükümlerinin uygulanması suretiyle doldurulması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş: açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, yanılgılı uygulama ile yanlış ve yersiz alınan, hukuki dayanaktan yoksun bulunan gecikme zammına uygulanan faize ilişkin ödemelerin geri verilmesi istemini içeren eldeki davada; konuya ilişkin özel düzenleme niteliğindeki 506 sayılı Yasanın 84. maddesinde, "alındıkları tarihlerden on yıl geçmemiş ise" iade edileceği yönündeki düzenleme uyarınca, davaya konu olan.
1998/1447, 4012, 2159, 1747 - 1999/130, 304, 131, 71, 6136, 2542, 4447, 4458 – 2000/1553, 3379, 5809 – 2001/2499 - 2002/706, 707, 1859 sayılı icra takip dosyalarında gecikme zammının kanuni faizi adı altında davacının ödediği paraların ve ödeme tarihlerinin liste halinde davalı Kurumdan sorulup belirlendikten sonra; buna davacının itirazı halinde ise, fark çıkması durumunda, farkın nedeni, miktarı ve tarihlerini gösteren denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması,
usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/10448, K. 2012/9666, 28 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama