KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/10973 E., 2012/10493 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 381-554
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma
Davacı, basamak intibakı nedeniyle Kuruma borcu bulunmadığının, bu nedenle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini; bu talebi kabul edilmediği takdirde ise, Kuruma karşı sadece prim borcu aslından sorumlu olduğunun ve ödenen aylıkların iadesinin istenmemesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece; davacının 14. basamak üzerinden emekli olması gerektiğinden davanın reddine, ödenen aylıkların kurumca geri alınması işleminde ise iyi niyetli olduğu kabul edilerek 5510 sayılı Kanunun 96/b maddesi gereğince işlem yapılmasına karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, yersiz olarak ödenen yaşlılık aylıklarından davalı Kuruma iade etmesi gereken miktarın belirlenmesine yönelik olarak; bazı maddeleri dışında 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Kanun öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Kanunun "Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsili"ni düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Kanun içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir.
5510 sayılı Kanunun 96. maddesi ile 506 sayılı Kanunda yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı, kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür.
5510 sayılı Kanunun geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
5510 sayılı Kanunun 96. maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacının 7743328113 sicil nosu ile 2926 sayılı Kanun kapsamında 01.09.1988-10.08.2003 tarihleri arasında sigortalılığı mevcut olduğu halde, imzasını taşıyan 26.02.2007 tarihli "Bağ-Kur'a Giriş Bildirgesi" nde; "2926 sayılı Kanuna tabi olarak hizmeti varsa Bağ-No:" kısmını boş bıraktığı gözetildiğinde, iyi niyetli olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı halde, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucunda, iyi niyetli olduğundan bahisle 5510 sayılı Kanunun 96/b maddesinin uygulanmasına karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/10973, K. 2012/10493, 5 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama