KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/11115 E., 2012/11875 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 8-204
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Davacı, takibin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında, ilan tarihi itibariyle davanın yasal süresi içerisinde açılmadığından bahisle reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda, davalı Kuruma olan 1993/3-4, 1998/9-12 ve 1999/1-12 dönemlerine ait sigorta primi ve fer'ilerine ilişkin borcu nedeniyle, hakkında tahakkuk işlemi gerçekleştirilen dava dışı ... Alüminyum End. Tic. Ltd. Şti.'ne karşı takip başlatılıp, ödeme emri gönderildiği, şirket aleyhine yapılan takibin sonuçsuz kalması üzerine, anılan şirketin ortağı ve müdürü konumunda yer alan davacı aleyhine takip başlatılıp, 2000/313 takip nolu dosya üzerinden ödeme emri çıkarıldığı, ödeme emrinin davacıya tebliğine dair herhangi bir evrakın dosyada bulunmadığı, bozma sonrasında yapılan yargılamada, davalı Kurum tarafından 2000/313 takip nolu dosya üzerinden aralarında davacının isminin de bulunduğu borçlular yönünden, 24.11.2005 tarihinde ilanen tebliğ yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 6183 sayılı Kanunun "Tebliğler Ve Müddetlerin Hesaplanması" başlıklı 8. maddesinde, aksine hüküm bulunmayan hallerde 6183 sayılı Kanunda geçen yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanacağı.
213 sayılı VUK.'nun "Tebliğin İlanla Yapılacağı Haller" başlıklı 103. maddesinde, muhatabın adresi hiç bilinmezse, bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa ya da yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilanen yapılacağı.
"İlanın Şekli" başlıklı 104. maddesinin birinci bendinde, ilan yazısının tebliğ yapan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılacağı, ikinci bendinde ise ilan yazısının bir suretinin mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderileceği.
"İlanın Muhteviyatı" başlıklı 105. maddesinin birinci bendinde ise, borçluların ilan tarihinden başlayarak "bir ay" içinde ilanı yapan makama müracaat etmeleri veya taahhütlü mektup ya da telgrafla açık adreslerini bildirmeleri gerektiği düzenlenmiştir.
Eldeki dosyada, Vergi Usul Kanunu'nun 103. maddesi gereğince, adresi meçhul olan davacı yönünden ilanen tebliğin şartları oluşmuş ise de, 104. maddenin aksine, ilan yazısının tebliğ yapan dairenin ilan koymaya mahsus mahalline asılmadığı gibi bir suretinin de davacının son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilmediği, böylelikle Kanunun 104. maddesinde öngörülen şekil şartlarına uyulmadığından yapılan tebligatın geçersiz olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/11115, K. 2012/11875, 19 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama