KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/11469 E., 2012/11444 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 444-599
Karar Metni
530 kelime·3 dk okuma
Davacı, yaşlılık aylığının durdurulmasına ilişkin Kurum işleminin iptalini; aylığın kesildiği yerden itibaren yeniden bağlanmasını ve ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesini; hangi tarihte ve şartlarla emekli edilmesi gerektiği ile, alması gereken yaşlılık aylığının belirlenmesini; daha öncesinde ve daha çok prim gün sayısıyla emekli olması halinde, bağlanması gereken aylık miktarının aylığa hak kazandığı tarihten itibaren ne olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkeme, dosya içeriğine göre, 01.03.2004 tarihi öncesine ilişkin yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik davacı isteminin reddine; yurtiçi zorunlu ve isteğe bağlı SSK’lı çalışmaları, askerlik borçlanması ve 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma süresi üzerinden 01.03.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığından ve aylığın yeniden belirlenmesi şeklindeki talebin yersiz olmasından, buna yönelik davacı istemlerinin ve sair istemlerin reddine; 01.03.2004 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının, haksız yere kesilmiş olması nedeniyle, yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum’un tüm; davacının ise, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 27.06.2005 tarihli aylık bağlama kararına göre; 08.02.1972-28.11.1983 tarihleri arası 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanmayla kazanılmış 4.250 günlük yurtdışı çalışma süresi ve 720 günlük askerlik borçlanması olmak üzere toplam 4.970 gün üzerinden ve 01.03.2004 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanmış ise de; anılan aylık bağlama kararında, 08.06.1965-11.07.1968 arası 1.059 gün ve 01.05.1994-31.07.1994 tarihleri arası 90 günlük(toplam 1.149 gün) SSK’lı çalışmalar ile, 01.01.1997-31.12.2000 tarihleri arası isteğe bağlı SSK’lı sürelerin gözetilmemiş olduğu anlaşılmaktadır.
08.06.1965-11.07.1968 arası 1.059 gün ve 01.05.1994-31.07.1994 tarihleri arası 90 günlük zorunlu SSK’lı çalışmaların varlığı uyuşmazlık dışı olduğu gibi; anılan zorunlu SSK’lı çalışmaların, yurtdışı hizmet süreleriyle bir çakışması da söz konusu değildir. Öte yandan,davacıya 1983 tarihinden itibaren Hollanda’daki çalışmalarından dolayı ve Hollanda sigorta merciince bir maluliyet aylığı bağlanmış ise de, anılan maluliyet aylığının varlığı, yukarıda bahsedilen toplam 1.149 günlük zorunlu SSK’lı çalışmanın,01.03.2004 tarihi itibarıyla bağlanan yaşlılık aylığında gözetilmesine engel değildir.
Yine, 07.06.2004 tarih ve 55994 günlü Kurum yazısında, davacının 01.01.1997-31.12.2000 tarihleri arası toplam 1.440 günlük isteğe bağlı SSK sigortalılığı açıkça belirtilirse de, dava dilekçesi ekinde yer alan 13.08.2004 tarihli “Denizli İş Bankasına” gönderilen havale yazısında, iptal edilen bir kısım isteğe bağlı sigortalılığa ait primlerin (1.195,00 TL) davacıya iade edilmesinin talimatlandırılmış olması karşısında, uyuşmazlık konusu olmayan isteğe bağlı sigortalılık süresi usulünce belirlenerek 01.03.2004 tarihi itibarıyla bağlanan aylıkta dikkate alınması gerekir.
Şu halde yapılması gereken iş; yukarıda belirtilen ve uyuşmazlık konusu olmayan zorunlu SSK çalışmalar ile, usulünce yapılacak araştırma sonucu varlığı belirlenecek olan isteğe bağlı SSK’lı hizmetlerin 01.03.2004 tarihi itibarıyla bağlanan yaşlılık aylığında dikkate alınması gerekeceğinden, davacı isteminin bu çerçevede yeniden değerlendirilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/11469, K. 2012/11444, 14 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama