KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/12087 E., 2012/16550 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2012
Karar Metni
501 kelime·3 dk okuma
... (kendisi asaleten çocuğuna velayeten) adına Av. ... ile 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına Av. ... 2-...arasındaki dava hakkında Adana 3. İş Mahkemesinden verilen 11.01.2012 günlü ve 133/26 sayılı hükmün, davalılardan Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
1- Davalılardan işverene ait 3.... sigorta sicil numaralı işyerinden düzenlenip, Kurum’a verilen 1990/2 ve 3. dönem bordrolarında (davacılar murisi) sigortalı ... adına ....015 sigorta sicil numarası ile 160 gün; 1991/2 ve 3. dönem bordrolarında İse aynı isimli ancak ...123 sigorta sicil numara ile 01.06.1991 tarihinden itibaren 210 günlük çalışma bildirildiği görülmüş olup;
a) Mahkemece, davalılardan işverene ait işyerinden düzenlenen 1992 yılı 1 ve 2. dönem bordroları (bu mümkün olmadığında, mahkemece dinlenen ve bordro tanığı olduğu belirtilen tanıkların hizmet cetvelleri) davalılardan Kurum’dan;
b) Sigortalıya ait 110... sigorta sicil numaralı şahsi sigorta dosyası davalılardan Kurum’dan;
c) Yukarıda 1-b bendinde belirtilen dosya geldikten sonra, dosyada belirtilen kişi adıyla kayıtlı başkasının bulunup-bulunmadığı, nüfus müdürlüğünden sorulup, cevabi yazılar dosya içine konulduktan;
2- Bazı maddeleri dışında 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”;
yine, 6099 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 7201 sayılı Kanunun 21. maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre, “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”; yine, 6099 sayılı Kanunun 9. maddesi ile değişik 7201 sayılı Kanunun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, 7201 sayılı Kanunun 35. maddesine göre tebligat yapılamayacak olup; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması gerekecektir.
Somut olaya ilişkin olarak, gıyabi hükmün, davalılardan işverenin, tebliğe esas adresi ve adres kayıt sisteminde yazılı olup-olmadığı araştırılmaksızın, dava dilekçesinde yazılı adrese Kanunun 35. maddesine göre tebliği usulsüz olup.
Mahkemece; davalılardan işverenin, yapılacak araştırma ile tespit edilecek adresine, bu mümkün olmadığında ile adres kayıt sisteminde yazılı adresine usulünce tebliğ edilerek; temyiz süresi geçtikten ve gerektiğinde (6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunun Geçici 3. maddesinde yer alan 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin düzenleme gereğince) Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3.maddesi gereği, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra gönderilmek üzere, dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/12087, K. 2012/16550, 28 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama