KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/12406 E., 2012/14410 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 236-72
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Dava, Kurum işleminin iptali ile 01.05.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ve fazla alınan primlerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, bozma ilamına uyarak ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı asil ve davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun olduğu, önceki bozma ilamında belirtilerek, davanın, hukuki nitelikçe; davacının; mahkeme kararı ile tesbit edilen 29.01.1993-16.02.2006 tarihleri arasındaki zorunlu sigortalılık süresi sonrası ödemelerinin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak kabulü ile 01.05.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir olduğu,
Davacının mahkeme kararı ile zorunlu sigortalı olarak kabulüne karar verilen süreden sonra yapmış olduğu ödemelerin, zorunlu sigortalılık süresinin sona erdiği 16.02.2006 tarihi ile, tahsis talep ettiği 21.04.2008 tarihi arasında, 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı kabul edilmesi halinde, davacının 10.04.2009 tarihindeki 12.005,00 TL ödemesi ile sonrasındaki 29.03.2010 tarihine kadar ki ödemeleri gözetildiğinde, fazla yatırılan primlerin iadesine ilişkin talebi de gözetilerek, önceki bozma ilamlarında davacının, mahkemece kabulüne karar verilen 29.01.1993-16.02.2006 tarihleri arasındaki sürenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması konusunda ihtilafın kalmadığı belirgin olup, sorun, bundan sonraki sürelerden kaynaklanmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, davacının, 16.02.2006 ile tahsis talep ettiği 21.04.2008 tarihleri arasındaki sürenin isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olarak kabulü halinde;
a) Davacının 28.01.1993-16.02.2006 tarihleri arasındaki zorunlu sigortalılık süresine ilişkin 28.02.2006 tarihi itibariyle 11.129,09 TL borcunun olduğu bildirilmiş olup, tahsis talep tarihi olan 21.04.2008 tarihine kadar bu borcun ne kadar olduğu,
b) Davacının 16.02.2006-21.04.2008 tarihleri arasında isteğe bağlı kabul edilmesi halinde, 16.02.2006 tarihinden önceki ödemelerinin zorunlu sigortalılık primlerine ilişkin olduğu gözetilerek, sadece, bu tarihler arasındaki ödemelerin, isteğe bağlı sigortalı kabul edilmesi gereken sürelere ait prim borcunu karşılayıp karşılamadığı kurumdan sorulmalı,
c)16.02.2006-21.04.2008 tarihleri arası sürenin isteğe bağlı kabulü halinde, (b) bendi gereğince isteğe bağlı sigortalılık süresi için prim borcu bulunmayıp fazla ödemesi bulunduğu tespit edildiği takdirde, bu fazla ödemelerin mahkemece tespitine karar verilen zorunlu sigortalılık süresinin, tahsis talep tarihine kadar ki, varsa prim borcuna karşılık olduğu kabul edilmeli,
d)Tüm bu mahsuplaşmalardan sonra hala fazla ödeme var ise, bu fazla kalan miktarın iadeye ilişkin davacı talebi gözetilerek iadesine karar verilmesi, gerekirken, mahkemenin zorunlu sigortalılık süresi sonuna kadar olan borcun esas alınması, tahsis talep tarihine kadar gecikme zammı ile miktarının gözetilmemiş olması isabetsizdir. Borcu var ise, aylık bağlama koşullarının oluşması açısından, davacıya, yatırması için süre verilerek, yatırılması halinde takip eden aybaşından itibaren aylığa karar verilmesi gerekirken Bağ-Kur sigortalısı davacıya yaşlılık aylığı bağlanması için, yaş ve prim ödeme gün koşulu yanında, prim borcunun da bulunmaması gerektiğinden, tüm dosya kapsamı ve bozma ilamlarının içerikleri de gözetilerek hüküm kurulmalıdır.
O hâlde, davacı asil ve davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve davacının mahkemenin 23.06.2011 tarihli hükmünü temyiz etmemesinin, davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/12406, K. 2012/14410, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama