KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/13127 E., 2012/13664 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 160-242
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Dava, eksik işçilik nedeniyle Kurumca tahakkuk ettirilen prim ve idari para cezalarına dair yapılan ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren faizleriyle istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle, yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanakları, 506 sayılı Yasanın 79. maddesi ile aynı yasanın 140. maddesidır. 79. maddenin 13. fıkrasında, “Sigorta müfettişi tarafından, Kuruma bildirilmediği tespit edilen asgari işçilik tutarı üzerinden Kurumca re'sen tahakkuk ettirilen sigorta primleri bu Kanunun 80'inci maddesi de nazara alınarak işverene tebliğ olunur. İşveren, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde Kuruma itiraz edebilir. İtiraz takibi durdurur.
Kurumca itirazın reddi halinde, işveren, kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir.” hükmü mevcuttur. 140. maddenin 4. fıkrasında ise, "İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur.
Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî para cezası kesinleşir. Mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz..." düzenlemesi yer almaktadır.
Mahkemece; idari para cezası borcunu içerir 2012/12241 sayılı takip dosyası üzerinden gönderilen ödeme emrinin iptaline yönelik dava dilekçesinin idari yargı görevli olduğundan bahisle reddine dair mahkeme hükmü isabetsizdir. Çünkü, vadesinde ödenmeyen, kesinleşmiş ve tahsil edilebilir hale gelmiş kamu alacaklarının, 6183 sayılı Yasaya göre tahsili amacıyla başlatılan takip dosyaları üzerinden gönderilen ödeme emirlerinin iptali davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. Şu halde, mahkemece yapılması gereken iş; anılan ödeme emrinin iptali istemine ilişkin davada esasa girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Bozma sonrası yürütülecek yargılamada ise; Davanın yasal dayanağını 6183 sayılı Yasanın 55. ve devamı maddelerinin oluşturması karşısında; öncelikle, 6183 sayılı Yasanın 58. maddesi gereği iş bu davanın, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal yedi günlük süre içerisinde açılıp açılmadığı incelenmeli; açılmadığının anlaşılması halinde davanın doğrudan reddine karar verilmelidir. Şayet, anılan maddede öngörülen yasal yedi günlük sürede davanın açıldığı sonucuna ulaşılırsa;
6183 sayılı Yasanın 55. maddesi, vadesinde ödenmeyen kamu alacaklarının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesi olanağını öngörmüş olup; ödeme emrine konu edilen alacağın kesinleşmiş ve tahsil edilebilir aşamaya gelmiş olması zorunluluğu bulunmaktadır.
Bu durumda ise, 5510 sayılı Yasanın 102(506 sayılı Yasa 140) maddesi uyarınca başlamış olan itiraz prosedürünün bulunup bulunmadığı araştırılarak, idari para cezasının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli; prosedürün varlığı halinde sonucu beklenerek, kesinleşen idari para cezası miktarının tespitiyle, ancak, bu miktara ilişkin ödeme emri yönünden, 6183 sayılı Yasanın 58. maddesinde sınırlı olarak sayılmış nedenlere dayalı olarak inceleme yapılmak suretiyle sonuca ulaşılabilecektir.
Ancak, davacının, ödeme veya zamanaşımı iddiası bulunmaması karşısında, bu halde dahi, artık, maddi hukuk açısından böyle bir borcun olup olmadığının yeniden irdelenmesi de mümkün olmayacağından, kesinleşen idari para cezasına yönelik davacı isteminin reddine karar verilmesi gerekecektir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/13127, K. 2012/13664, 10 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama