KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/13211 E., 2012/12636 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1283-584
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Dava, trafik-iş kazası sonucu sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Trafik-iş kazasına konu aracın, Kurum Müfettişi tarafından alınan sigortalı beyanında, davalı işveren tarafından; işveren vekili ile işverenin oğlu ...’nun beyanlarında ise, ... tarafından kullanıldığı ileri sürülmüş olup; Mahkemece, trafik-iş kazasına konu aracın kimin tarafından kullanıldığı belirlenip; aracın, davadışı ... tarafından kullanıldığının anlaşılması durumunda, yeniden alınacak bilirkişi raporu ile, davaya konu trafik-iş kazasının meydana gelmesinde sürücünün kusur oranı ile işverenin kusur oran ve aidiyeti belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
2-Davacı Kurum 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca istemde bulunduğu halde sigortalının işe girişinin süresinde Kuruma bildirilip bildirilmediği yöntemince araştırılmamıştır.
Davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10. maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. Hakkaniyet indirimi yapılırken sigortalının müterafik kusuru oranında indirim yapılması halinde, 26. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar ile 10. maddeye dayanılarak açılan dava sonucunda verilecek karar arasında herhangi bir fark kalmayacağından hakkaniyet indiriminin, sigortalının müterafik kusurundan az olması gerekir.
Mahkemece; davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplanacak tazminat miktarından, davalının yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda belirlenecek kusur durumu da dikkate alınarak, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50’sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapıldıktan sonra taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınmak suretiyle rücu alacağına hükmetmekten ibarettir.
3-Kurum yazılarında, davaya konu iş kazası sonucu, sigortalıda meydana gelen %21 oranındaki çalışma gücü kaybı oranının, kontrol sonucu azalma ile %4,20’ye düştüğü ve sigortalıya bağlanan gelirlerin kesildiği belirtilmiş olup; Mahkemece, sigortalıya, sürekli işgöremezlik gelirine giriş tarihi ile gelirlerin kesildiği tarih arası dönemde iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası kolundan fiilen yapılan ödemeler Kurum’dan sorulup, gelirin ilk peşin değeri ile fiili ödemeler karşılaştırılarak, düşük olanının davalının kusuru oranına isabet eden kısmı için rücu edilebileceği gözetilmeksizin, ilk peşin değerli gelirler esas alınarak, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekili ve davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/13211, K. 2012/12636, 27 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama