KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/13947 E., 2012/18815 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 37-317
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Dava, davacıya 1988 tarihinde bağlanıp 1999 yılında kesilen iş kazasında kaynaklanan ölüm gelirinin yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davacının davasının reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının eşi ... 13.06.1988 tarihinde iş kazası geçirerek tedavi görmüş ve kazadan beş ay sonra 18.11.1988 tarihinde vefat etmiştir. Davacıya ise, davalı Kurum tarafından 15.12.1988 tarihinden itibaren iş kazası nedeniyle ölüm geliri bağlanmıştır. Ancak, Kurum Şubat 1999 tarihinde, ölümün iş kazasından kaynaklanmadığı, öncesinde kanser tedavisi gördüğü ve bu hastalık nedeniyle vefat ettiği gerekçesi ile, aylık kesme işlemini gerçekleştirmiştir.
Mahkeme ise, yargılama sırasında davacıya ölümün iş kazası olup olmadığı hususunda tespit davası açması için süre vermiş ise de, davacı vekili dava açmadığı için davanın reddine karar vermiştir.
HUMK'nun 222 ve izleyen maddeleri uyarınca, "ön sorun" veya "ara sorun" olarak da, nitelendirilebilecek olan ve görülen bir davaya ilişkin olup da, davanın nihai biçimde karara bağlanmasından önce çözümü gereken sorunlara "hadise" denilmektedir.
İlk itirazlar, kanıt gösterilen belgenin sahteliği savı, eski hale getirme vb. gibi ortaya çıkabilecek ve ayrı bir dava konusu olmayıp, asıl davaya bağlı ikincil dava veya davacık niteliği taşıyan hadiseler yargılamanın her evresinde ortaya çıkabilir. Bu durumda, öncelikle hadiselerin incelenip karara bağlanması, daha sonra davaya devamla davanın esasının çözümü gerekir.
Bu usuli kural veya kurumdan farklı olarak bekletici sorun (mesele-i müstehire) ise, görülmekte olan bir davayı doğrudan ilgilendiren bir konunun derdest başka bir davada görülmesi halinde, davanın karara bağlanması için o dava sonucunun beklenmesi zorunluluğu veya gereğini ifade eder. Artık böyle bir olgunun ortaya çıkması halinde başka bir derdest davaya konu ikincil (tali) bir sorun kabul edilip, "hadise" olarak çözülemez.
Benzer düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 164. maddesinde de getirilmiş olup, “Hakim, taraflardan birinin ileri sürdüğü ön sorunu incelemeye değer bulursa, belirleyeceği süre içinde, varsa delilleriyle birlikte cevabını bildirmesi için diğer tarafa tefhim veya tebliğ eder.
Ön sorun hakkında, iki taraf arasında uyuşmazlık varsa, hakim, gerekirse, tarafları davet edip dinledikten sonra kararını verir.
Hakim önsorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, ölümün iş kazasında kaynaklanıp kaynaklanmadığının öncelikle ön sorun olarak mahkemece karar bağlanması ve daha sonra iş kazası olduğu kanaatine varıldığı ve gelir bağlama şartlarının bulunduğu anlaşıldığı takdirde, 5510 sayılı Yasanın 97. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin 01.10.2008 tarihinden itibaren uygulanması gerektiği, 5 yılı aşan kısmın ödenmesinin bu madde düzenlemesi kapsamında mümkün bulunmadığı da gözetilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/13947, K. 2012/18815, 15 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama