KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/14159 E., 2012/22539 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2007/610-2010/270
Karar Metni
637 kelime·3 dk okuma
Dava, trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan ölüm aylığı ile yapılan yardımların 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ve davalılardan ..., ..., ..., ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin ve davalıların, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Somut olay incelendiğinde; 14.08.2005 tarihinde ... yönetimindeki 13 ... 367 plakalı araçla ... yönetimineki 06... 59 plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kaza sonucunda, ...'e ait araçta yolcu olarak bulunan ... ...'in vefat ettiği, davacı Kurumun hak sahiplerine yapılan peşin değerli gelir ve cenaze gideri ödemelerinin, davalılardan, rücuen tazminini talep ettiği ve mahkemece, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise, davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi olup, söz konusu maddeye göre, Bağ-Kur’un rücu hakkının doğabilmesi için, öncelikle, 3. kişinin, yani, sigortalı dışında kalan bir başka kişinin, suç sayılır hareketinin mevcut olması ve bu sebeple sigortalıya Kurumca yardım yapılması gerekir.
Aynı Yasanın aynı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...araç sahiplerine...” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 27.03.2002 tarih 2001/343 Esas, 2002/41 sayılı Kararı ile Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi karşısında, Yasanın 63. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı karşısında; kazaya konu aracın kaydi maliki olan ...'in işleten sıfatı yoksa, sorumlu tutulamayacak, araç maliki aynı zamanda işleten ise, sorumlu tutulacaktır. Burada değerlendirilmesi gereken husus davalılardan ...'in işleten sıfatı ile sorumlu olup olamayacağına ilişkindir.
Trafik sicilinde adı kayıtlı bulunan kişi, aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere kullanıyor ve araçtan çıkar sağlıyor ise, karşılığında hem şekli, hem de maddi anlamda işletenlik sıfatı birleşmiş olur.
2918 sayılı Yasanın 3. maddesinde; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatı ile sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişinin işleten olduğu, ancak ilgilisi tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikenin kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu olduğu ispat edilirse, bu kişinin, işleten sayılabileceği hükme bağlanmıştır.
Hal böyle olunca, davalılardan ...'ın kullandığı aracın trafik kaydında malik görünen ...'in, 1479 sayılı Yasanın 63 ve 2918 sayılı Yasanın 36. maddesi kapsamında işleten sıfatının varlığı araştırılarak yöntemince belirlenmesinden sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Mahkemece; davalı ...'ın sürücülüğünü yaptığı 13 ... 367 plakalı aracın zorunlu trafik sigorta poliçesinin bulunmaması sebebiyle T.Sigorta ve Reasürans şirketleri birliği tarafından ... ...'in varisi durumunda bulunan eşi ...'e, gerek, kendisi, gerekse, 6 çocuğu için 27.12.2005 tarihinde toplam 50.000,00 TL maddi tazminat ödendiği,
... ve çocukları18.10.2005 tarihli başvuru dilekçesinde "herhangi bir sosyal güvenlik kurumunca kendilerine gelir bağlanmadığını" beyan ettikleri gibi, 23.12.2005 tarihli ibranamede, "haksız zenginleşmeye neden olan meblağı ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte beş gün içinde iade edeceklerini" beyan ve taahhüt ettikleri,davalılar ..., ... ve ... kendilerine davacı kurum tarafından gelir tahsis edilmiş bulunduğundan T.
Sigorta ve Reassürans şirketleri birliği tarafından ödenen toplam 50.000,00 TL'nin kendilerine ayrı ayrı isabet eden kısmı kadar sebepsiz zenginleşmiş bulunduklarından 1479 sayılı Yasanın 63.maddesi hükmü gereğince, sebepsiz zenginleştikleri miktarları işlemiş yasal faizi ile birlikte davacı kuruma ödemekle yükümlü bulunduklarından bahisle davanın davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden kabulüne karar verilmişse de;
davacı Kurumun, 1479 sayılı Yasanın 63.maddesi hükmü gereğince, hak sahiplerine ödenen tazminatlar gerekçe gösterilerek sebepsiz zenginleşmeye dayalı rücuen tazmini isteme hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin ve davalılardan ..., ..., ..., ...'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/14159, K. 2012/22539, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama