KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/14315 E., 2012/19483 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 949-232
Karar Metni
757 kelime·4 dk okuma
Dava, 506 sayılı Kanun hükümlerine göre bağlanan ölüm aylığının iptali ile 2022 sayılı Kanun hükümleri gereğince tahsis edilen aylığın ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
09.01.1996 günü yaşamını yitiren sigortalı babası üzerinden 506 sayılı Kanun hükümlerine göre Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından hak sahibi erkek çocuk sıfatıyla davacıya bağlanan ölüm aylığının, 19.04.2004 tarihinde 18 yaşını doldurması üzerine çalışamayacak durumda malûllük olgusuna dayanılarak sürdürüldüğü, 01.08.2006 gününden itibaren ise bu kez T.C.
Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nce başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü olduğu saptanan davacıya 2022 sayılı Kanun hükümleri kapsamında aylık bağlandığı, 07.07.2009 ve 10.08.2009 tarihlerinde davalı Kuruma ölüm aylığının kesilmesi istemiyle başvuran davacı hakkında yapılan değerlendirmede, ölüm aylığından vazgeçilemeyeceği gerekçesiyle 2022 sayılı Kanun hükümlerine göre bağlanan aylık başlangıç tarihi itibarıyla iptal edilerek,
yersiz ödeme nedeniyle, 01.06.2008 öncesine ilişkin aylık borcu 2022 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi gereğince terkin edilip, 01.06.2008 – 2009/Ağustos dönemi yönünden borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmakta olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda Kurum işlemi yerinde bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun, “Sağlanan yardımlar” başlığını taşıyan 65. maddesinde, ölüm sigortasından sağlanan yardımlar arasında ölen sigortalının çocuklarına aylık bağlanmasına yer verilmiş, “Eş ve çocuklara aylık bağlanması” başlıklı 68. maddesinin (I) numaralı bendinin (C) alt bendinin (a) fıkrasında, ölen sigortalının, 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak durumda malûl bulunan ve Sosyal Sigortaya,
Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan erkek çocuklarına aylık bağlanacağı bildirilmiş, anılan maddenin (IV) numaralı bendinde, sigortalının erkek çocuklarına bağlanan aylıkların, çocuğun 18 yaşını, ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını dolduracağı tarihe kadar devam edeceği, çalışamayacak durumda malûl olan erkek çocukların aylıklarının bu yaşlara vardıktan sonra da kesilmeyeceği belirtilmiş,
06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 35. maddesiyle (I) numaralı bendin (C) alt bendinin (a) fıkrasında yer alan “erkek” ibaresi madde metninden çıkarılmış olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlığını taşıyan 32. maddesinde de ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığının, yazılı istekte bulunmaları durumunda bağlanacağı açıklanmıştır.
Diğer taraftan, 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 2. maddesinde, aylıkların hak sahiplerine Emekli Sandığı aracılığı ile bağlanarak ödeneceği, 3. maddesinde, aylıkların başlangıç tarihinin, ilgililerin Emekli Sandığına yapacakları yazılı başvurularını izleyen aybaşı olduğu bildirilmiş, ek 1. maddesinin birinci fıkrasında, 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte, başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan,
18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla yükümlü kimsesi bulunmayan özürlülerden, her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1. maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara aylık bağlanacağı, 4. fıkrasında, bu Kanunun 2 ve 3. maddelerinin birinci fıkra hükümlerine göre aylık ödenecekler hakkında da uygulanacağı, son fıkrasında,
bu maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre aylık almaya hak kazanacak şekilde özürlü olduğunu belgeleyen ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara, aradaki farkın ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödeneceği ve bu şekilde ödenen tutarların Hazineden tahsil edileceği belirtilmiş, geçici 1. maddesinde de,
bu Kanun kapsamındaki kişilere bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ile bunlardan doğan ceza ve faizlerin terkin edildiği, ilgililer hakkında herhangi bir idari ve icrai takibat yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında yapılan değerlendirmede, sosyal güvenlik hukuku mevzuatı kapsamında, hak sahiplerine yazılı istemleri bulunmaksızın resen (kendiliğinden) ölüm aylığı bağlanamayacağı belirgin olduğu gibi, Kuruma başvurarak ölüm aylığı tahsis edilmemesi veya bağlanmış ölüm aylığının kesilmesi/iptal edilmesi talebini yönelten hak sahiplerinin istemleri doğrultusunda Kurumca işlem yapılması da gerekmekte olup, anılan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/14315, K. 2012/19483, 18 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama