KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/14595 E., 2012/19741 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 336-56
Karar Metni
1.345 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
6111 sayılı Kanunun 17. maddesinin yirmialtıncı fıkrasında, “İşverenlerin ve üçüncü şahısların, 5510 sayılı Kanunun 14 üncü, 21 inci, 23 üncü, 39 uncu ve 76 ıncı maddeleri, 506 sayılı Kanunun mülga 10 uncu, 26 ncı, 27 nci ve 28 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanunun mülga 63 üncü maddesi ve 5434 sayılı Kanunun mülga 129 uncu maddesi gereğince iş kazası ve meslek hastalığı, malullük,
adi malullük ve ölüm halleri ile genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere yönelik fiiller nedeniyle ödemekle yükümlü bulundukları her türlü borçları ile bu borçlara kanuni faiz uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçilir.” hükmü yer almaktadır.
Bu düzenleme uyarınca, iş kazası ve meslek hastalığı, malullük, adi malullük ve ölüm halleri ile genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere yönelik fiiller nedeniyle açılan rücuan alacak davaları sonucunda verilen mahkeme kararları ile belirlenen ve ödemekle yükümlü bulunulan borçlar için 02.05.2011 tarihine kadar yeniden yapılandırma başvurusunda bulunulması halinde, 6111 sayılı Kanuna göre ödenecek toplam tutar hesaplanacak; süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde ise bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Bununla birlikte, anılan madde kapsamında bulunan Kurum alacağının tahsili amacıyla açılan rücu davalarının yargılama sürecinde, 6111 sayılı Yasadan yararlanmak için Kuruma başvuruyu engelleyen bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılandırma kapsamına giren borcun taksitler halinde ödenmeye başlanması anında, eldeki davanın konusuz kalıp kalmayacağı; başka bir anlatımla, taksitlerin ödenmeye başlanması üzerine, “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bazı hallerde dava devam ederken, dava açılmasından sonra meydana gelen (dava konusu alacağın ödenmesi gibi) bir nedenle dava konusu ortadan kalkabilir.
Davanın konusuz kalması halinde, artık dava hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm verilmesine gerek kalmaz. Bu halde, mahkemece, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
Mahkemenin esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı, bir tespit hükmü niteliğindedir. Davanın konusuz kalması halinde, mahkeme davayı reddetmemekte, sadece davanın (esasının) konusuz kaldığını tespit etmekle yetinmektedir. Çünkü mahkeme, bu kararı ile aynı zamanda dava konusu yapılmış olan hakkın artık mevcut olmadığını da tespit etmektedir.
Konusuz kalan talepler dışındaki asıl ve yardımcı talepler için yargılamaya devam edileceğinden, mahkemenin bu taleplerin kabulüne ilişkin kararı normal bir eda hükmü niteliğindedir.
Mahkemenin “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına” ilişkin kararının kesinleşmesinden sonra, o dava konusu hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamayacaktır; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilecektir.
Belirtilen nedenlerle, davanın konusunun kalmadığına karar verebilmek için, sadece yapılandırma kapsamında başvuru yapılması veya yapılandırılan borcun taksitler halinde ödenmeye başlanması yeterli olmayıp, 6111 sayılı Kanundan yararlanılarak yapılan ödemelerin, davaya esas talep sonucunu karşılandığının da anlaşılmış olması gerekir.
Talep sonucunun henüz karşılanmadığının belirlenmesi durumunda ise, HMK m. 165 uyarınca bu durum “bekletici sorun” kabul edilerek, anılan koşulların oluşması anına kadar yargılama bekletilmelidir. Mahkemece, yapılan taksit ödemelerinin Kurum alacağını karşıladığının anlaşılması halinde ise, “davanın konusunun kalmadığından” söz edilebilir.
Yukarıda belirtilen yasal ve maddi olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme neticesinde yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
KARŞIOYU
Dava, iş kazası sonucu sigortalının ölümü nedeniyle Kurumca hak sahiplerine bağlanan 77.097,69 TL peşin değerli gelir ile 289 TL cenaze yardımından fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere şimdilik 15.419,54 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemidir.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesidir ve kusur sorumluluğudur.
Yargılama aşamasında davalılardan ...Demir Çelik ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı SGK arasında 6111 sayılı Yasa kapsamında, toplam 99.745,81 TL üzerinden yapılandırma imzalanmış olup 1 ve 2. taksidi ödenmiştir. Yapılandırma 18 taksit olup son taksit 30.04.2012 tarihinde ödenecektir.
Mahkemece, yapılandırma sözleşmesi gözetilerek, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Hüküm, davacı SGK vekili tarafından, hala ödenmemiş taksitlerin bulunduğu, bu durumun bekletici mesele yapılması gerektiği nedeniyle temyiz edilmiştir.
25.02.2011 tarihinde yayımlanan 6111 sayılı Yasa ile bazı alacakların yeniden yapılandırılması kabul edilmiştir. 6111 sayılı Yasanın Kapsam ve Tanımlar altında madde 1’de hangi borçların yapılandırmaya tabi olduğu sayılmış, Kurumun rücu alacakları, (h) maddesinde “Bu kanunun ilgili bölümünde geçen diğer alacaklar” kapsamına girmektedir.
Yasanın Diğer Alacaklar ve Çeşitli Hükümler başlığı altında madde 17/26 da, iş kazası ve meslek hastalığı, malullük, adi malullük ve ölüm halleri ile genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere yönelik fiiller nedeniyle ödemekle yükümlü bulundukları her türlü borçların belirlenen sürede TÜFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanması sonucu belirlenen tutarın ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçileceği hükmüne yer verilmiştir.
6111 sayılı Yasanın 18/3-b maddesinde “bu kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarın” 6 ile 18 eşit taksitler halinde ödenebileceği, 19. maddede de taksitlerin kanunda belirtilen şekilde ödenmemesi halinde bu kanundan yararlanma hakkının kaybedileceği belirtilmiştir.
6111 sayılı Yasa kapsamında tarafların yapılandırma sözleşmesi imzalaması, hukuki nitelik olarak, davaya son veren sulh işlemidir. Davalı, Kuruma olan borcunu kabul ederek, yapılandırma şartlarından yararlanmak istemiştir. Kurum da bazı alacak kalemlerinden vazgeçmiştir. Davacı ve davalı alacak üzerinde anlaşma sağlayarak alacağın taksitler halinde ödenmesini kararlaştırmışlardır.
“Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 314).”” Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir HMK 313/4.” “Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir (HMK 315/1).” Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir.
Sulh anlaşması şarta bağlı olarak yapılmış olması halinde, mahkemenin, böyle bir sulh anlaşmasına dayanarak esas hakkında karar (hüküm) vermesi imkânsızdır. Çünkü şarta bağlı hüküm verilemez. Taraflar şarta bağlı şekilde sulh olmakla, davaya son vermek istediklerinden, başka bir deyimle davanın takibinden vazgeçtiklerinden bu halde, mahkemenin “karar verilmesine yer olmadığına” biçiminde bir kararla davayı sonuçlandırması gerekir.
Şarta bağlı olan sulh ve böyle bir sulh üzerine mahkemenin vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Çünkü böyle bir sulh ve mahkeme kararı ile, taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) son bulmuş değildir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz-Medeni Usul Hukuku, sh.397,398)
Mahkemenin, sulh anlaşmasının ifa edilip edilmediğini denetleme yetkisi yoktur. Taraflar, mahkemeden, aralarındaki sözleşmeye göre karar verilmesini talep ederlerse, mahkemece bu anlaşmaya göre karar verilmesi zorunludur. Taraflardan birisi, anlaşma metnini kabul ettiği halde, ileride çıkabilecek ihtilaflar nedeniyle anlaşma metninin (sulh sözleşmesinin) infazını mahkemeden isteyemez. Eğer, ileride taksitler ödenmez ise bu, yeni bir ihtilaf ve yeni bir yargılama konusudur.
Davalı taraf, Kuruma olan borcunu kabul etmiş, 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırmanın sağladığı kolaylıklardan yararlanmıştır. Yapılandırma, şarta bağlı sulh sözleşmesidir. Mahkemece, yapılandırma sözleşmesi yok sayılamaz. Bu sözleşme, yargılamaya son veren taraf işlemidir ve mahkeme tarafından derhal uygulanmalıdır. Sözleşmenin şarta bağlanmış olması, taksitli ödemeyi öngörmüş olması sonucu değiştirmez.
Davalı şirketin, borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi taahhüt etmesi karşısında mahkeme, dosyayı 18 ay boyunca elinde tutarak taksit sonuçlarını takip etmesi, yapılandırmanın bozulması halinde yeni sözleşmeye göre davayı sonuçlandırması usul hükümlerine aykırıdır. Bu, çok daha uzun taksit öngörülmesi halinde de yargılamanın yıllarca devam etmesi anlamına gelir.
Yapılandırma çerçevesinde analaşma olmayıp, davalı haricen ödeme iddiasında bulunmuş olsa idi, Daire çoğunluğunun yorumu gibi, ödemenin yapılıp yapılmadığının araştırılması, ödemenin yapılması halinde davanın konusuz kalacağı yönünde karar verilmesi gerekirdi.
Dairemizin 2012/13444 Esas sayılı dosyasında, rücuan tazminat istemli davada, “tarafların, sözleşme serbestîsi ilkesi çerçevesinde, 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” hükümlerine göre dava konusu olan uyuşmazlık hakkında mahkeme dışında uzlaşmaları karşısında, davanın konusunun kalmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken” şeklinde karar verilmiştir. Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının onanması görüşündeyim.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/14595, K. 2012/19741, 19 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama