KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/14955 E., 2012/15952 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 363-185
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Dava, davalıların murisine ait yaşlılık aylıklarının fuzulen alınması üzerine davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, bozma ilamına uyularak ilamında belirtildiği şekilde ispatlanamayan davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, davalı Kurum’dan yaşlılık aylığı almakta iken, 04.12.2000 tarihinde vefat eden sigortalının, ölümünden sonraki tarihlerde de aylıklarının haksız yere bankamatikten çekildiğinden bahisle, 21.12.2000-20.08.2001 arası dönemde yersiz çekilen aylıkların murisin annesi ve kız kardeşinden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, aylıkların davalılar tarafından çekildiğine ilişkin belge ibraz edilmediği ve dolayısı ile ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeğe elverişli değildir.
İnceleme konusu olayda; davalılardan ... murisin annesi olup, muris ölümünden önce, annesinin evinde ve onun tarafından bakılarak yaşamını sürdürmüştür. Kardeşi diğer davalının ise, ayrı evde oturduğu ifade edilmiştir.
Doğal olarak banka kartının hayatta iken sigortalının yanında bulunması, öldükten sonra da birlikte oturan mirasçılarının eline geçmesi asıldır. Bu durumda davada ispat yükünün ölümünden önce sigortalıyla birlikte oturan kişiye ait olduğunda kuşkuya düşülmemelidir.
Gerçekten de, olağan bir duruma dayanan tarafın, bu iddiasını kanıtlama yükümlülüğü altında olmadığı, ispat yükünün, normal durumun aksini iddia eden tarafın üzerinde olduğu; başka bir anlatımla, belli olaylardan, belli olmayan bir olay için çıkarılabilen durumlara dayalı fiili karine lehine olan tarafın ispat yükü altında bulunmadığı, karinenin aksini kanıtlama yükümünün bunu iddia edenin üzerinde olduğu, yargılama hukukunun temel ilkelerindendir.
Mahkemece, istirdada konu aylıkların, kim ya da, kimler tarafından çekildiği hususu açıklığa kavuşturulmamıştır. Öte yandan, murisin ikamet durumu ile, kimlerle yaşayıp nasıl ve ne şekilde öldüğüne ilişkin olgular yönünden, zabıta ve ilgili muhtarlık nezdinde herhangi bir araştırma yapılmamıştır.
Öncelikle, murisin sağlığında nerede ve kimlerle oturduğu, ölümünün evde mi, yoksa, hastanede mi, gerçekleştiği, ilgili muhtarlık ve zabıta aracılığıyla araştırılıp açıklığa kavuşturulmalı, aylıkların bankamatik kartıyla çekilmesi karşısında, söz konusu kartın hayatta iken sigortalının yanında bulunacağı, kanser hastası olan murisin, yaşamının son günlerinde aylıklarını çekemeyecek derecede hasta olup olmadığı, bu son günlerinde aylıkların kim tarafından çekildiği, bankamatik kartının, öldükten sonra,
birlikte oturduğu kişilerin eline geçeceği, gerek bu halde, gerekse, vekâlet ilişkisinin varlığı halinde, ispat yükünün anılan ve vekil kılınan kişiler üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
O nedenle de, davalı ...’da isticvab edilerek, sigortalının sağlığında yukarıda belirtilen banka işlerini kimin yaptığının tespitiyle, sigortalıya ait bankamatik kartına sahip olmadığını inandırıcı delillerle kanıtlamasına olanak verilerek, davalılardan anne ... ile birlikte kaldığı hususuda gözetilerek açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak inceleme ve araştırmayla bir sonuca varılması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile dava ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/14955, K. 2012/15952, 24 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama