KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/15075 E., 2012/16472 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 874-399
Karar Metni
730 kelime·4 dk okuma
Davacı, malûliyet durumunun tespitiyle, malûliyet aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tara fından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosya kapsamına göre, 01.08.1988-30.09.1988 ile, 30.05.1989-18.04.1992 tarihleri arasında İsviçre'de geçen çalışmaları nedeniyle 1097 günlük süreye ait prim borcunu yurtdışındaki primlerin transferi suretiyle ödeyen davacının, ilk kez, 29.01.2007 tarihinde malûliyet aylığı talebinde bulunması üzerine, mevcut raporlar incelenerek, talebin reddedildiği, itiraz üzerine inceleme yapan Yüksek Sağlık Kurulu tarafından da çalışma gücünü 2/3 oranında kaybetmediğinden bahisle, istemin reddedildiği, bu kez, eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından alınan Konya Numune Hastanesi tarafından düzenlenen 17.03.2008 tarihli raporda, bilateral taş, hafif KOAH, diabetik retinopati, yoğun insülin kullanımı ve koronerarter tespitleri yapılarak kararın ... Üniversitesi tarafından verilmesi istenmiş; ...
Üniversitesi Hastanesinin 01.05.2008 tarihli raporunda, atipik göğüs ağrısı, hipertansiyon, tedavi edilebilir böbrek taşı, ve tip-2 diyabet, diyabetik nefropali nedeniyle; ağır özürlü olduğu ve vücut fonksiyon kaybının % 57 olduğu bildirilmiştir. Bu rapora itiraz edilmesi üzerine, Yüksek Sağlık Kurulu 04.03.2009 tarihli raporunda her iki raporu da değerlendirerek çalışma gücünü 2/3 oranında kaybetmediğini bildirmiştir.
Bu rapora da itiraz edilmesi üzerine, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, sigortalının üroloji tetkiklerini yeniden yaptırılmasını istemiş, bunun üzerine ... Üniversitesi Üroloji ABD, 02.10.2009 tarihli raporunda, böbrek yetmezliği riski sınırdadır şeklinde rapor düzenlemiştir.
Bu raporu da inceleyen Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, 23.12.2011 tarihli raporu ile, sigortalının % 74 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve maluliyet başlangıç tarihinin 06.10.2009 tarihi olduğunu bildirmiştir.
Mahkeme, anılan Adli Tıp Kurumunun raporunu dikkate alarak, 01.11.2009 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazanıldığının tespitine karar vermiştir.
Mahkemenin hükmü, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira, davacının sürekli iş göremezlik oranına ilişkin, ... Üniversitesi'nin 01.05.2008 ve Yüksek Sağlık Kurulunun 04.03.2009 tarihli her iki rapor da, sürekli iş göremezlik oranını % 60'ın altında olduğunu bildirmiş, sadece Adli Tıp İhtisas Dairesi tarafindan düzenlenen 23.12.2011 tarihli rapor ile, sigortalının '% 74 oranında sürekli iş göremez olduğu bildirilmişse de, raporlar arasında açık çelişki olduğu bu çelişki giderilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun "kimlerin malûl sayılacağı" başlığını taşıyan 53. maddesinde, Kurum hastanelerince düzenlenecek yöntemine uygun sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3'ünü (%66,6) yitirdiği Kurumca saptanan sigortalının malûllük sigortası bakımından malûl sayılacağı; "malûllük aylığından yararlanma şartları" başlıklı 54. maddesinde, malul olup, 1800 gün prim ödenmiş olunması gerektiği.
"Aylığın başlangıcı'' başlıklı 56. maddesinde, sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve malullük aylığına hak kazanan sigortalının aylığının ödenmesine, kendisinin yazılı isteğinden, malul sayılmasına esas tutulan raporun tarihi yazılı isteğini takip eden takvim ayından sonraki bir tarih ise bu raporun tarihinden sonraki aybaşından başlanacağı belirtilmiştir.
Bununla birlikte, yasama organınca kabul edilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren "malûl sayılma" başlıklı 25. maddesinde ise, sigortalının istemi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca yöntemine uygun düzenlenecek raporlar vc dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, çalışma gücünün en az %60'ını kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca belirlenen sigortalının malûl sayılacağı hüküm altına alınıp;
"malûllük sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartlan" başlığını taşıyan 26. maddesinde, malûl sayılanlardan en az 10 yıl sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birisinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması gerektiği belirtilmiştir.
Malûl sayılmayı gerektirecek hastalık veya arızanın bulunup bulunmadığının tespitinde izlenecek yol, 506 sayılı Yasanın 109. (5510 sayılı Yasa'nın 95.) maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesislerince düzenlenen raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmalı, söz konusu kurul raporlarının Kurumu bağlayacağı, ancak, diğer ilgilileri bağlamayacağı dikkate alınarak itiraz halinde, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden alınan rapora göre, Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile, Adlî Tıp Kurumu raporu arasında çelişki bulunması halinde ise, Adli Tıp Genel Kurulundan alınacak raporla bu çelişki giderilip varılacak sonucu güre karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre, Adli Tıp Genel Kurulu'ndan rapor alınması vc maluliyet aylığı bağlanmasına ilişkin diğer koşulların mevcudiyeti konusunda irdeleme yaparak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/15075, K. 2012/16472, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama