KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/15497 E., 2012/18303 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1175-621
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Dava, davacı murisinin sigorta başlangıç tarihinin 25.08.1963 olduğunun ve bu tarihte bir gün süreyle çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil, davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, tarafların istem ve beyanları ile bağlı olmayıp, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceleyerek bu konuda bir karar verir. Dava şartları, dava açılmasından hükmün verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemenin, davayı mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hükme bağlanmamış olması dava şartlarından biridir. (HMK m 114/1-i). Bu husus olumsuz dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın konusunun, dava sebeplerinin ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Kesin hüküm, hem bireyler için, hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki istikrar ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir.
Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemede; davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay'da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) da, dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir tesire haizdir.
Dava konusu somut olayda; davacı, Kulancak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/38 Esas sayılı dosyasında açtığı dava ile murisi babasının 25.08.1963 tarihli çalışmasının kurum kayıtlarında görünmediğinden bahisle çalıştığı gün sayısının tespitini talep etmiş, Mahkemece, dava hizmet tespiti davası olduğundan yöntemince düzenlenip süresi içerisinde kuruma verilen işe giriş bildirgesinin fiili çalışmanın ortaya konulması açısından tek başına yeterli olmayıp hizmet akdine dayalı olarak eylemli ve gerçek biçimde çalışmanın varlığını ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığından 27.07.2011 tarih 2011/44 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
İş bu dava ile de; davacı, murisi babasının ilk işe giriş bildirgesinin verildiği 25.08.1963 tarihinde sigortalı olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir. 506 Sayılı Kanunun 79/10 maddesine dayalı “hizmet tespiti davası”, bu Kanunun 108’inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç talebini de kapsar.
Zira, bunun doğal sonucu olarak da söz konusu 1 günlük çalışmanın belirlenmesi talepli davalarda, hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmaktadır.
Davacı murisinin çalıştığı hizmet süresinin tespiti isteminin ret edilerek kesinleştiği birinci dava ile ikinci davanın konusunun, dava sebeplerinin ve taraflarının aynı olduğunun anlaşılmasına göre, Kuluncak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/38 E., 2011/44 K sayılı dosyasında açılan dava sonucunda verilen hüküm, görülen davadaki istem yönünden kesin hüküm oluşturmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/15497, K. 2012/18303, 9 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama