KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/15685 E., 2012/14125 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 355-539
Karar Metni
625 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, dava dilekçesinde 01.11.1982-01.04.1983 tarihleri arasında davalılardan işverene ait işyerinde aralıksız çalıştığının tespiti istemiş, sonradan talep sonucunu daraltarak sigortalılık başlangıcının 01.03.1983 olarak tespitini istemiştir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, dava dilekçesinde 01.11.1982-01.04.1983 tarihleri arasında davalılardan işverene ait işyerinde aralıksız çalıştığının tespiti istemiş, sonradan talep sonucunu daraltarak sigortalılık başlangıcının 01.03.1983 olarak tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının sigortalılık başlangıcının 01.03.1983 tarihi olduğunun tespitine, davalı şirket hakkında açılan davanın atiye bırakılması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının 01.01.1966, davalı işyerinden verilmiş 01.03.1983 başlangıç tarihli işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, dava dilekçesinde çırak olarak çalıştığını beyan ettiği, 364304 sicil numaralı işyerinin 01.11.1982 -30.11.1982 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu, işe giriş bildirgesinde işyeri ünvanının ... AŞ olarak belirtilmesine karşın dosyaya celbedilen bordro ve sair evrakta işyeri ünvanının aynı sicil no ile ... İnşaat AŞ olarak belirtildiği, Mahkemece işe giriş bildirgesi ve dinlenen bordro tanıkları beyanları dikkate alınarak sigortalılık başlangıcının 01.03.1983 olarak tespitine karar verildiği anlaşılmış olup, Mahkeme hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi hükmüne göre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan itibaren (= işyerinden ayrıldıkları yılın sonundan itibaren) 5 yıllık hak düşürücü süre içinde mahkemeye başvurarak dava açtıkları ve iddialarını kanıtladıkları takdirde, mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile, prim ödeme gün sayıları sigortalı hizmet olarak değerlendirilir.
Öncelikle, işyeri belirlenmeli, ... İnşaat AŞ ve ... AŞ arasında işyeri devri olup olmadığı, unvan değişikliği bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İşyerinin, o dönemde kanun kapsamında bulunması zorunluluk olmayıp, gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamına alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı önemlidir. Maliye, ticaret odası veya yerel idareler gibi kurumların kayıtlarından işyerinin varlığı saptanabiliyorsa, olumlu sonuca ulaşılmalıdır.
Diğer taraftan, davacı dava dilekçesinde çırak olarak çalıştığını beyan etmiş olup, o tarihte 17 yaşında olduğu ve dinlenen bordro tanıklarından ...'ün davacının şoför olarak çalıştığını beyan ettiği, diğer tanıklar ... ve ...'ün net beyanda bulunmadıkları gözetildiğinde, davacının yaşı itibarıyla şoförlük yapıp yapamayacağı, çalışmasının meslek ve sanat öğrenimine yönelik olup olmadığı, işyerinde çalışmalara bilfiil katılıp katılmadığı, çalışmanın çırak olarak geçip geçmediği hususları araştırılmalıdır.
Belirtilen ilkeler ışığında, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; tarafların sundukları kanıtlarla yetinme zorunluluğu bulunmadığı gibi, davalının kabulünün de bağlayıcı olmadığı yönü gözetilerek; işyerinin dava konusu dönemin tümünde faaliyetini sürdürüp sürdürmediği konusundaki bilgilerin, vergi ve ruhsat konusunda yetkili kurumlardan getirtilmesi gereği üzerinde durulmamış olması;
ayrıca, re'sen araştırma ilkesinin egemen olduğu davada, çalışma iddiasının gerçekliğini ortaya koyabilmek açısından, bordro tanığı, çevre işyeri çalışan ve işvereni konumundaki kişiler arasından belirlenecek kişilerin tanıklığına başvurularak; her hangi bir çekişme yaratılmaksızın sürdürüldüğü iddia edilen çalışma süresinde gerçekten davalı işverene ait işyerinde çalışıp çalışmadığının, araştırılması suretiyle ortaya konulması gereği üzerinde durulmaksızın, eksik incelemeyle sonuca varılmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 60/G maddesindeki “bu maddenin uygulamasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dâhil edilir” hükmü gereği 18 yaşından önceki çalışmalarının sadece prim ödeme gün sayısına dâhil edileceği hususu bozma üzerine yürütülecek yargılama sürecinde göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONU Ç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/15685, K. 2012/14125, 6 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama