KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/16080 E., 2012/24628 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1228-195
Karar Metni
610 kelime·3 dk okuma
Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda; davacı, davalı işverenler nezdinde 01.05.1993 ile 13.11.2008 tarihleri arasında kesintisiz çalışmasında bildirilmeyen çalışmalarının tespitini talep etmiştir. Mahkemece, davacının, dahili davalı ...’in 100...8 işyeri sicil numaralı işyerinde 01.05.1993 – 01.09.2007 tarihleri arasında kesintisiz çalışmasını kabul ederek, eksik bildirilen günlerde çalışmalarının tespiti ile, davalı şirketin 110...18 işyeri sicil numaralı işyerinde 1997/3, 1998/1, 1998/2 ve 1999/3, dönemlerindeki eksik bildirilen günlerde çalışmalarının tespitine karar verilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan, 10...38.016. işyeri sicil numaralı işyerine ilişkin Kurum kayıtlarında, dahili davalı ... dışında ... isimli kişiye ait evrakların olduğu, yine, davacı adına 100...8.016. işyeri sicil numaralı işyerinden düzenlenen, 01.05.1993 tarihli işe giriş bildirgesinde işveren unvanı kısmında... ...,...-... ibarelerinin yazdığı gözetildiğinde; mahkemece, 1002....016 işyeri sicil numaralı işyerinin, işverenin dahili davalı ..., ya da, ... ve ...’e ait adi ortaklık olup olmadığı tespit edilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır (6100 sayılı HMK m.59). Başka bir anlatımla, bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte veya birden fazla kişiye karşı kullanılmasının zorunlu olduğu hallerde, bu hak dava konusu edildiği zaman o hakla ilgili birden fazla kişi zorunlu dava arkadaşı durumundadır.
Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, davacı, bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Bu yön, 6100 sayılı HMK’nun 60. maddesinde; “Mecburi dava arkadaşları … aleyhine birlikte dava açılabilir” denilerek norma bağlanmıştır. Davalı sıfatı mecburi dava arkadaşlarının tümüne aittir. Davanın bütün mecburi dava arkadaşlarına karşı değil de bunlardan birine veya birkaçına karşı açılmış olması halinde davada sıfat sorunu ortaya çıkacaktır.
Husumet konusu kamu düzeni ile ilgili olup, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. (mülga HUMK 187.) maddesinde yer alan ilk itirazdan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi, gerek, mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur.
Mahkemece yapılacak iş; çalışmanın bulunduğu iddia edilen, 1002....016 işyeri sicil numaralı işyerinin Kurum kayıtları getirtilerek, işverenin gerçek kişi ya da adi ortaklık olup olmadığı saptanmalı; işverenin adi ortaklık olduğunun saptanması halinde, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığın taraf ehliyetinin bulunmaması ve 818 sayılı Borçlar Kanununun 534. maddesine (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.637) göre, ortakların, adi ortaklığın malları üzerinde iştirak halinde ortak olduğu, buna göre adi ortaklıkta ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu hususu gözetildiğinde.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla zaman bakımından derhal uygulanmasına dair 448. maddesi ile "Tarafta iradi değişiklik" başlıklı ve "Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir..." şeklinde ifade edilen 124. maddesinin 4. fıkrası nazara alınmalı; adi ortaklığın davalı ... dışındaki ortakları aleyhine de davayı teşmil edip, davalı olarak katılımı sağlanıp göstereceği deliller de değerlendirilmeli;
böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; varılacak sonuca göre hüküm tesis etmek gerektiği dikkate alınmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm sair yönler incelenmeksizin bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16080, K. 2012/24628, 4 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama