KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/16407 E., 2012/22045 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 127-223
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma
Dava, yersiz aylıkların tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114’üncü maddesinin (ı) bendi uyarınca “aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması” bir başka deyişle derdest olmaması dava şartları arasında düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 115’inci maddesi gereği bu durum kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır.
Anılan madde metninde belirtildiği üzere derdestlik; açılan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olup da görülmeye devam ediyor olmasıdır. Derdestlik açısından aynı dava olma koşulları aslında maddi anlamda kesin hüküm koşulları ile paralellik gösterir. Bu bağlamda derdestliğin söz konusu olabilmesi için tarafları, sebepleri ve konusu aynı olan davanın iki defa ayrı ayrı açılmış olması gerekir.
Birinci ve ikinci davanın aynı dava sayılabilmesi için gerekli ilk şart her iki davanın taraflarının aynı kişiler olmasıdır. Tarafların aynı sayılması, tarafların her iki davada da aynı sıfatla, yani davacı ve davalı sıfatıyla, hareket etmiş olmaları gerekmez. Birinci davada davacı olan taraf, ikinci davada davalı olabileceği gibi tam tersi de söz konusu olabilir. Davaların aynı dava sayılabilmesinin bir diğer şartı her iki davanın sebebinin aynı olmasıdır.
Dava sebebinin aynı olmasından kasıt hukuki sebepler değil, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Son şart ise; davaların konularının (müddeabihlerinin) aynı olmasıdır. Müddeabihlerin aynı olup olmadığını tespit edebilmek için davaların ilkinde verilebilecek kararın, ikinci davada verilebilecek kararı gereksiz hale getirip getirmeyeceği ya da ikinci davada verilebilecek kararla aynı sonuçların sağlanıp sağlanamayacağına bakılmalıdır.
Davaya konu somut olayda; davacı Kurum, davalı sigortalının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığına esas oda kaydında sahtecilik bulunduğu iddiasıyla yersiz aylıkların tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Uyap kayıtlarının incelendiği ve davalı sigortalının kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanması ve yersiz aylıklar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talepleriyle Samsun 1. İş Mahkemesinde dava açtığı ve eldeki dava ile aynı dava olduğu gerekçesiyle derdestlik dava şartına bağlı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle derdest olduğu iddia edilen dava dosyası celbedilmediğinden ve diğer dava dosyasına ilişkin herhangi bir belge sureti dosyaya konmadığından derdestliğe esas ilk davanın niteliği şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit olunamamıştır. Bu nedenle anılan dosya getirtilerek niteliği, tarafları ve akıbeti belirlenmelidir.
Kabule göre. Mahkeme hükmüne esas nitelikteki davalı sigortalı tarafından açıldığı iddia edilen davanın tarafları ve dava sebebi - Mahkeme kabulündeki taraf ve niteliğe göre- eldeki dava ile aynıdır. Ne var ki, sigortalının açtığı iddia edilen ilk davada verilebilecek herhangi bir kararın eldeki davadaki kararı gerek eda gerekse tespit hükmü açısından gereksiz hale getirmeyeceği ve aynı sonuçların sağlanamayacağı açıktır.
Zira borçlu olmadığının tespitine ilişkin davada verilecek red kararı eda hükmü içermediğinden, davacı Kurum yönünden aylıkların icra yoluyla sigortalıdan tahsiline imkân vermeyecektir. Bu nedenle; bu davadaki güçlü delil niteliği nazara alınarak Samsun 1. İş Mahkemesinde derdest olduğu iddia edilen dava sonucu beklenmeli, akıbetine göre deliller takdir edilerek bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16407, K. 2012/22045, 15 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama