KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/16500 E., 2012/19657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 416-265
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma
Dava, aidiyet ve ürün bedelinden yapılan tevkifat nedeniyle davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalı Kooperatif ve Bağ-Kur kayıtlarında hatalı olarak "..." yazılan soyadının "..." olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında davacı, dava dilekçesinde yer almayan 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti isteminde bulunmuştur.
a-) Davacının aidiyet istemi yönünden;
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenen yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
b-) Davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine gelince;
Mahkemece, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkin açılmış bir dava olmadığı halde, davacının yargılama sırasındaki istemi dikkate alınarak, Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi yanlıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176.
(HUMK.83) ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır.
Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.
Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır.
İnceleme konusu olan bu olayda, davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkin herhangi bir harç yatırılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının bu yöndeki isteminin bir ek dava olarak dahi kabulü mümkün değildir.
Yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah yolu ile ikinci bir davanın açılması mümkün olmadığından, “davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ilişkin isteminin reddine” şeklinde karar verilmesi gerekirken, "1996/Kasım ayından dava tarihi olan 31.05.2011 tarihine kadar olan dönemde Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine" şeklinde hüküm kurularak, söz konusu ıslaha değer verilmesi doğru bulunmamıştır.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16500, K. 2012/19657, 18 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama