KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/16686 E., 2012/20915 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 62-93
Karar Metni
1.067 kelime·5 dk okuma
Davacı, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini, 2004/1.aydan itibaren ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle ödenmesini, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini ve mahsupla tahsil edilen 1.557,16 TL’nin iadesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile, davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 506 sayılı Yasanın 60/C-b maddesine göre, 15.02.2002 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanan davacının, başlangıçta %60 olan çalışma güç kaybı oranının %29'a düşmüş olması nedeniyle aylığın iptaliyle 15.02.2002-21.01.2004 tarihleri arası dönem yönünden oluşan 8.771,80 TL yersiz aylık tutarından, bilahare 15.05.2006 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasanın geçici 81.maddesi kapsamında normal yaşlılık aylığı bağlanması sebebiyle oluşan 15.05.2006-22.07.2006 arası birikmiş 1.557,16 TL aylığın mahsup edilmesi nedeniyle; yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti, 2004/1.aydan itibaren ödenmeyen yaşlılık aylıkların yasal faiziyle ödenmesi, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti ve mahsupla tahsil edilen birikmiş 1.557,16 TL normal yaşlılık aylığının iadesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, alınan sağlık kurulu raporlarını gözeterek, yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti ve 2004/1.aydan itibaren ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle ödenmesi istemlerine ilişkin davanın reddine karar verirken; yersiz aylıkların iyiniyetle tüketilmiş olması nedeniyle, yersiz aylıklara dair borçlu olunmadığının tespiti ve mahsupla tahsil edilen 1.557,16 TL yaşlılık aylığın iadesine ilişkin davanın kabulüne karar vermiştir.
Somut olayda, 30.10.1997 tarih ve 8876 sayılı Malatya Devlet Hastanesine ait sağlık kurulu raporu Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu, davacı sigortalının çalışma gücünün %60'nı kaybettiğine ve 3.derece sakatlar için uygulanan sakatlık indiriminden faydalanması gerektiğine karar verilmiş, davacı sigortalının başvurusu üzerine de kendisine, 506 sayılı Yasanın 60/C-b maddesi hükmü gereğince 15.02.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
Ancak, ileri sürülen iddiaların araştırılması kapsamında kontrol muayenesine tabi tutulan sigortalı için alınan 14.07.2003 gün ve 243 sayılı sağlık kurulu raporu, yine, Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu çalışma güç kaybının %29 oranında kaybedildiğinin bildirilmesi üzerine bağlanan yaşlılık aylığı başlangıç itibarıyla iptal edilerek 15.02.2002-21.01.2004 tarihleri arası dönem yönünden 8.771,80 TL yersiz aylık borcu çıkarılmıştır.
Davacının, 08.05.2006 günlü ikinci tahsis başvurusu üzerine de. 506 sayılı Yasanın geçici 81.maddesi kapsamında, 15.05.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmış ve 15.05.2006-22.07.2006 arası birikmiş 1.557,16 TL’lik yaşlılık aylığı, anılan yersiz aylık borcundan mahsup edilmiştir.
Öncelikle, yersiz aylıkların iyiniyetle tüketilmiş olması nedeniyle, yersiz aylıklara dair borçlu olunmadığının tespitine ilişkin mahkeme yaklaşımı yerinde olup, aksini iddia eden davalı Kurum’un buna yönelik temyiz nedenleri yerinde değildir.
Ancak, yaşlılık aylığına hak kazanıldığının ve 2004/1.aydan itibaren ödenmeyen yaşlılık aylıkların yasal faiziyle ödenmesine dair davacı istemlerinin reddine ilişkin mahkeme hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Adli Tıp Kurumundan alınan 21.11.2005 ve 12.07.2006 tarihli her iki raporla, çalışma güç kaybı %54 olarak belirlenirken, itiraz üzerine Hacettepe Üniversitesinden alınan 15.10.2007 günlü raporla bu oran %25 olarak belirlenmiştir.Ancak, söz konusu her üç rapor da 2005 ve 2007 yıllarındaki muayene tarihlerindeki halihazır duruma göre alınmış raporlar olup, anılan raporların sakatlık sebebiyle vergi indiriminden yararlandırma kararına dayanak alınan 30.10.1997 tarihli raporda yer alan ve davacının %60 işgücü kaybını gerektiren bulguların başlangıçta varolup olmadığı,
ilk raporda yer alan bulguların o tarih itibariyle mevcudiyeti hâlinde bu bulguların sonradan vaki tedavi ile iyileşme gösterip gösteremeyeceği, iyileşme gösterebilecek özelliğe sahip ise, aylığın kesilmesine neden olan raporda yer alan bulgular ve işgöremezlik derecesi yönünde bir irdeleme ve değerlendirmeyi içermemesi karşısında yeterli değildir.Yine, aylık iptaline esas sigortalının çalışma güç kaybında, başlangıçta %60 olan oranın, bilahare kontrol üzerine alınan raporla, %29 olarak belirlenmesindeki bu değişikliğin bir yönetmelik değişikliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususu da araştırılmamıştır.
Öte yandan, 506 sayılı
Yasanın 109.madde prosedürü gözetilerek Sosyal Sigortalar Kurumu Yüksek Sağlık Kurulundan da rapor alınmaksızın hüküm kurulmuştur.
506 sayılı Yasanın 60/C-b maddesi uyarınca, bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilme gerekçesi, davacının 193 sayılı yasaya göre, sakatlık indiriminden yararlanma koşullarını kayıp ettiğine ilişkin idari karar olmakla birlikte, 506 sayılı yasanın 60/C-b maddesinde 4958 sayılı yasanın 34. maddesi ile yapılan değişiklikle, “sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanması dolayısıyla yaşlılık aylığına hak kazanarak yaşlılık aylığı almakta olanlar kurumca kontrol muayenesine tabii tutulurlar.”hükmü getirilmiş bulunduğundan,
bu gibilerin sakatlık indiriminden yararlanma koşullarını muhafaza edip etmediklerinin Kurum tarafından denetlenmesine ve değerlendirilmesine olanak tanınmıştır.Bu bağlamda, sakatlık nedeniyle vergi indirimine dayalı olarak 506 sayılı Yasanın 60/C-b bendi uyarınca bağlanan yaşlılık aylığına dayanak alınan 30.10.1997 tarihli rapor ile, bu aylığın iptaline ilişkin karara dayanak kılınan 14.07.2003 tarihli raporlar arasında açık çelişki bulunmakta olup, bu çelişkinin de usulünce giderilmesi gerekir.
506 sayılı Yasanın 109. maddesinde, “sigortalıların sürekli iş göremezlik malullük ve erken yaşlanma hallerinin tespitinde, Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızaların esas tutulacağı, Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilmesi halinde Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı” hükmüne yer verilmiştir.
Her ne kadar maddede, ilgililerin öncelikle, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna başvurması gerektiği belirtilmiş ise de, ilgilisinin Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna başvurmadan doğrudan mahkemeye uyuşmazlığı getirme veya görülmekte olan davada sürekli iş göremezlik oranına itiraz etme hakkına sahip olduğu ve itiraz üzerine sürekli iş göremezlik oranının saptanması gerektiği yerleşmiş Yargıtay Kararları ile benimsenmiştir.
Mahkemece, 506 sayılı Yasanın 109. maddesinde öngörülen prosedür doğrultusunda inceleme yapılarak, konu hakkında öncelikle Sosyal Sigorta Sağlık Kurulundan davalının itirazı doğrultusunda rapor alınmalı, söz konusu rapora itiraz edilmesi hâlinde Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun görüşüne başvurulmalı, yukarıdaki şekilde alınan raporların gerek birbirleri arasında gerekse aylığın bağlanmasına ve kesilmesine ilişkin raporlar ile çelişkili olması durumunda çelişkiyi gidermek üzere Tıp Fakültelerinin konuya ilişkin Ana Bilim Dalı uzmanlarından oluşturulan kurul marifetiyle ve öncelikle,
sakatlık sebebiyle vergi indiriminden yararlandırma kararına dayanak alınan 30.10.1997 tarihli raporda yer alan, davacının %60 işgücü kaybını gerektirin bulguların başlangıçta varolup olmadığı hususu üzerinde durulup, bu konu açıklığa kavuşturulmalı, ikinci olarak,
ilk raporda yer alan bulguların o tarih itibariyle mevcudiyeti hâlinde bu bulguların sonradan vaki tedavi ile iyileşme gösterip gösteremeyeceği, iyileşme gösterebilecek özelliğe sahip ise, aylığın kesilmesine neden olan raporda yer alan bulgular ve işgöremezlik derecesi irdelenmek suretiyle aylığın kesildiği tarih itibariyle davalının tıbbi durumu belirlenip çalışma gücü kaybı oranının değişip değişmediği,
değişmişse oranı ve başlangıç tarihi kesin biçimde tespit edilmeli, saptanacak bu bulgular davalının sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlandırıldığı ilk tarih itibariyle ve kazanılmış hakların korunması ilkesinden hareketle 18.03.1981 tarihi ve 8/2620 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen “sakatlık indiriminden yararlanacak hizmet erbabının sakatlık derecesinin tespit şekli ile uygulaması hakkındaki yönetmenlik hükümlerine göre değerlendirmeye alınarak, anılan yönetmeliğin değişik 3. maddesine göre çalışma kaybı oranı ve sakatlık derecesi belirlenmeli sonucuna göre bir karar verilmelidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16686, K. 2012/20915, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama