KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/16738 E., 2012/22414 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 865-112
Karar Metni
518 kelime·3 dk okuma
Dava, trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalılar ... Toplu Yemek ve Servis A.Ş ile ... Sig. A.Ş avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava, 24.10.2002 tarihli trafik-iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir. Anılan madde kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, davalılar, Kurumun rücu alacağından kusurları oranında sorumludurlar.
506 sayılı Yasada, sorumluluk durumu özel olarak öngörülmüş olduğundan, iş kazası nedeniyle işverenin tazmin sorumluluğunu düzenleyen anılan Yasanın 10 ve 26. maddeleri kapsamındaki sorumluluk hallerinin genişletilmesi veya genel hükümler uyarınca kusursuz sorumluluk yoluna gidilmesine olanak bulunmadığından; davalı işveren şirketin, işleten sıfatıyla, 506 sayılı Yasa kapsamında sorumluluğuna hükmedilmesi olanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; hükme esas alınan raporda davaya konu trafik kazasında davalı işverenin olayda direkt kusurunun bulunmadığının belirtilmiş olması karşısında, hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işvenin araç işleteni olması nedeniyle kusursuz sorumluluğu bulunduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmiş olması,
2-Sigorta şirketleri, sigortaladığı aracın sürücüsü ile şayet tespit edilmişse araç malikinin kusurlarıyla ve poliçe limitleriyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu tutulabilirler. Bu bağlamada rücu alacağıyla birlikte hüküm altına alınan avukatlık ücreti, yargılama gideri, karar ve ilam harcı yönünden de bu sınırlandırma gözetilerek karar verilmesi gerekir.
Davalı ... şirketi, kaza tarihinde geçerli olan Trafik poliçesinden dolayı 18.000 TL, İhtiyarı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinden dolayı 8.000 TL ile sınırlı sorumlu olduklarını beyan etmiştir. Kararın gerekçe kısmında ise davalının sorumluluk sınırının 30.000 TL olduğu belirtilmiş, hüküm fıkrasında poliçe limitinden bahsedilmemiştir.
Mahkemece; davalı ... Sig.
Şirketi yönünden sorumlu olduğu poliçe limiti kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenerek, kararın yazımında, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddelerinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” yönündeki hükümleri dikkate alınarak,
poliçe limiti kapsamında sorumlu olduğu alacak miktarı açıkça belirlenmesi ve hüküm fıkrasında gösterilmesi, bu limit kapsamında sorumlu olacağı avukatlık ücreti, yargılama gideri, karar ve ilam harcının belirlenmesi gereğinin gözetilmemiş olması,
3-Davacı Kurum ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan cenaze ödeneğinin tahsiline talep etmiş olup, Mahkemece; ilk peşin sermaye değerinin kusur karşılığının hüküm altına alınarak, 163,25 TL cenaze ödeneğinin kusur karşılığının hüküm altına alınmamış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı ile davalılar ... Toplu Yemek ve Servis A.Ş ile ... Sig. A.Ş vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/16738, K. 2012/22414, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama