KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/17310 E., 2012/20982 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 805-692
Karar Metni
565 kelime·3 dk okuma
Dava, yersiz ödenen sigorta ve işsizlik sigortası primlerinin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davacı vekilinin hükmü temyiz ettikten sonra, 14.03.2011 tarihli dilekçe ile temyizden feragat ettiklerini bildirmiş olup, vekaletnamesinde temyizden feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla temyiz talebinin reddine,
2-Davalı Kurumun temyiz itirazları üzerine yapılan inceleme sonunda;
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 4958 sayılı Kanunun 36. maddesi ile değişik 77. maddesi olup, anılan maddede; “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında:
a)Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,
b)Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c)İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur…” denilmektedir. “Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur” bölümü 4958 sayılı Kanun ile anılan maddenin ikinci fıkrasına son cümle olarak eklenmiştir.
Görüldüğü gibi, anılan madde hükmünde hangi kazançların prim hesabına esas alınamayacağı sayma yöntemiyle belirlenmiş olup, Türk pozitif hukukunda egemen olan kurala göre, ayrık hükümler genişletici değil, daraltıcı yoruma tabidirler ve anılan kural, 23.05.1960 tarihli 11/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır.
Bu karar da sigortalılara ödenen yemek paralarının ayni yardım niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmış ve prime esas kazancın belirlenmesinde dikkate alınamayacağı görüşü benimsenmiştir. Bunun dışında Yargıtay uygulamasında bazı kararlarda, teknik personele ödenen şantiye ve arazi zammını, hasta sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen araç ücreti, çiğden verilen erzak, elbise dikiş ücreti, yakacak ve yakıt parası ve toplu iş sözleşmesi gereğince sigortalıya ödenen yemek parası aynî yardım niteliğinde görülmüştür.
Dosya kapsamına göre, 01.01.2004 ile 30.09.2008 tarihleri arasında davacıya ait 18 farklı işyerinde çalışan sigortalılara yapılan ayni yardım niteliğindeki yakacak yardımının prime esas kazanca dahil edilmesi nedeniyle fazladan ödenen sigorta ve işsizlik sigortası primlerinin yasal faizi ile birlikte istirdatı istemine ilişkin davada, mahkemece işyeri kayıtları üzerinde inceleme yapılmaksızın, işverenin sunduğu icmal bordroları esas alınmak suretiyle iadesi gereken tutarın belirlendiği görülmektedir.
Mahkemece, dava konusu dönem içinde, her bir işyeri dosyası bazında ödenen sigorta primi ve işsizlik sigortası prim tutarları, ait oldukları dönemler ve ödeme tarihleri Kurumdan sorulmalı, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle, davacıya ait işyerlerinin kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle; çalışan her bir sigortalı bazında dava konusu dönem içinde ödenen '' nakdi yakacak yardımı'' tutarları tespit edilmeli, tavanı aştığı için prime esas kazanca dahil edilmeyen tutarlar da gözetilerek, iadesi gereken tutarın belirlenmesi gerekirken, sigortalı bazında inceleme yapılmaksızın, işverenin sunduğu icmal bordroları esas alınarak karar verilmesi isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları nazara alınmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/17310, K. 2012/20982, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama