KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/17321 E., 2012/15625 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 42-709
Karar Metni
617 kelime·3 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalı ... Sigorta ...Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Sigorta Şirketi yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken; ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98,99 ve 108. maddeleri ile 03.05.1997 gün ve 22978 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği'nin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulduğu halde gerekli ödeme yapılmamışsa, HGK’nın 17.10.2001 gün ve 915 – 739 ayrıca 08.10.2003 gün 576 – 543 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi,
gerekli belgeler eklenerek gerçekleştirilen ödeme isteğini içeren muhtıranın tebliğinden itibaren davalı ... lehine 8 iş günü ek ödeme süresi bulunduğu gözetilerek, sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihin belirlenmesi gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş veya hiç müracaat edilmemişse, sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilemez.
Bu durumda faiz başlangıcının; sigorta şirketi aleyhine icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa, dava tarihi olarak kabul ve tespiti gerekir.
Dosya içeriğinden, davacı Kurumun, davanın açılmasından önce gerekli belgeleri de eklemek suretiyle ödeme isteğini içeren muhtıra ile davalı ... şirketine başvurmadığı anlaşılmakla, davalılardan sigorta şirketi yönünden faiz başlangıcının dava tarihi olduğu gözetilmeksizin, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucunda, ödeme tarihlerinin esas alınmış olması, isabetsizdir.
2-) Kabule göre de; karar tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 417’nci maddesinde, davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması durumunda mahkemece her iki tarafın yargılama gideri ile yükümlü tutulacağı veya bu giderlerin taraflar arasında takdir edilen şekilde bölüştürüleceği belirtilip 423’üncü maddesinde de vekil ücretinin yargılama giderleri içinde yer aldığı bildirilmiş, 29.05.1957 gün ve 4/16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında ise, avukatlık ücretinin, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden (re'sen) hükme bağlanacağı açıklanmıştır.
Mahkemece, yukarıda anılan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndaki düzenlemeler göz ardı edilerek, yargılama giderlerine ilişkin olarak, kabul-red oranı dikkate alınmaksızın, diğer davalı ... yanında yargılama giderlerinin tamamından sigorta şirketinin de sorumlu tutulması, ayrıca vekil ile temsil olunan davalı ... şirketi yararına reddedilen kısım gözetilerek avukatlık ücretine hükmedilmemiş olması; ödeme ve sarf tarihlerinin yanlış gösterilmiş olması; istemin teselsüle dayalı olmasına rağmen, vekâlet ücreti, harç ve yargılama giderlerinin müştereken ve müteselsilen tahsili yerine, “davalılardan” tahsiline biçiminde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/17321, K. 2012/15625, 20 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama