KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/17631 E., 2012/25859 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 228-187
Karar Metni
296 kelime·1 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. Maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi
Davacı vekili, davacının 21.09.2006 ile 21.05.2008 tarihleri arasındaki dönemde davalılara ait işyerinde çalıştığının tespitini istemiş, mahkeme, bilirkişi ... ...'in 09.08.2010 tarihli raporu doğrultusunda davanın kabulü ile, davacının, 21.09.2006-25.08.2008 tarihleri arasında davalı işveren yanınında çalıştığının tespitine karar vermiştir. Bu kez gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise, gerekçe ve kısa karar ile çelişki oluşturacak şekilde "davacının, 21.09.2006-21.05.2008 tarihleri arasında davalı işverenler yanınında çalıştığının tespitine" şeklinde hüküm kurulmuş olmakla kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmıştır.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa son oturumda tefhim edilen kısa kararın gerekçeli karara aykırı olduğu yukarıda belirtildiği gibi zaptın ve kararın incelenmesinden açıkca anlaşılmaktadır. Öte yandan konuyla ilgili 10.04.1992 günlü ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereklidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/17631, K. 2012/25859, 14 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama