KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/17748 E., 2012/17491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 635-516
Karar Metni
637 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava, bir günlük sigortalı çalışmanın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 23.05.1966 doğumlu olan davacının, işverene ait iş yerinde 14.07.1980 tarihinde bir gün süreyle hizmet akdine dayalı çalıştığının ve bu çalışmanın sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup, Mahkemece, davanın kabulüne karar verdilmiştir.
Dosya içeriğinden; davacının 25.07.1980 tarihinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesinde 14.07.1980 tarihinde işe alındığının belirtildiği, işverence verilen dönem bordrosunda çırak olarak bildirim yapıldığı, işyeri dosyasında bulunan çıraklık sözleşmesi ile, 14.07.1980 tarihli işveren tarafından düzenlenen belgede çalışmanın niteliğinin çırak olarak belirtilmiş olmasıve dinlenilen bordro tanıklarından birinin çırak olarak bildirilmiş olması, diğerinin ise kapsamlı bir işyeri olduğu anlaşılan işyerinin başka bir bölümünde çalışmış olması karşısında, Mahkemenin kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu sonucuna varılmıştır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 108 inci maddesinde, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcının, sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarih olarak kabulü öngörülmüştür.
Olağan olarak sigortalılık niteliği, 506 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Sigortalılığın zorunlu, kişiye bağlı, devredilemez niteliği gereğince bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olduğu açık ve özel bir duyarlılıkla çözümlenmesi zorunludur.
Yöntemince düzenlenip süresinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde ise de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez.
506 sayılı Kanunun 2 nci, 6 ncı ve 108 inci maddelerindeki düzenlemelerde de belirtildiği gibi, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur ve fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde dahi sigortalılık söz konusu olamaz.
Bu kapsamda, işe giriş bildirgesi Kuruma verilmesine karşın yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun konu ile ilgili 16.06.1999 gün ve 510/527, 30.06.1999 gün ve 549/555, 05.02.2003 gün ve 35/64, 15.10.2003 gün ve 634/572, 24.11.2004 gün ve 538/621, 01.12.2004 gün ve 629/641 sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği gibi ve özellikle inceleme konusu dava yönünden, iş yerinde tutulması gerekli dosya, puantaj kayıtları ve ücret bordroları ile kurumdaki belge ve kayıtlardan yararlanılmalı,
müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, aynı dönem bordrosunda kayıtlı sigortalılardan tespit tarihi itibariyle bildirimi bulunan diğer sigortalıların tanık sıfatıyla dinlenilmeli, gerektiğinde komşu iş yeri sahipleri ile çalışanlarının da bilgi ve görgülerine başvurularak gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır.
Öte yandan. 506 sayılı Kanunun 3/II–B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir.
Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; yukarıda anılan çalışma ilişkisi aydınlatılarak, çalışmanın eğitim nitelikli mi, üretime katılarak mı gerçekleştiği belirlenmeli, böylelikle davacının çırak olarak kabul edilip edilemeyeceği saptanarak elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONU Ç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/17748, K. 2012/17491, 4 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama