KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/18147 E., 2012/27365 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2009/683-2012/741
Karar Metni
396 kelime·2 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine,temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
11.10.2004 – 31.08.2008 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespitine ilişkin davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, mahkemece yapılan yargılamada ispatlanamadığı gerekçesiyle istem reddedilmiş ise de, toplanan kanıtlar hüküm vermeye elverişli değildir.
Mahkeme gerekçesinde, davacının imzaladığı telefon abonman sözleşmesinde bildirilen adresin şirket adresi ile tam olarak örtüşmediği belirtilmesine karşın yapılan karşılaştırmada 18.09.2004 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilen şirket adresi ile telefon abonman sözleşmesinde yazılı adresin aynı olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyada var olan banka dekontları üzerinde yapılan incelemede de davacı hesabına davalı işyerince sürekli ödemeler yapıldığı anlaşılmış olup, bunların insani duygularla hemşerilik ilişkisine dayanılarak yardım amaçlı yapıldığı savunması kuşku uyandırmaktadır.
Anılan Kanunun 6. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır.
Bu bakımdan; öncelikle, davacı hesabına banka kanalı ile yapılan ödemelerin şirket kayıtlarında görünüp görünmediği araştırılmalı, bu amaçla işyeri defter ve kayıtları incelenmeli, davacının şirkete ait organizasyon işinde çalıştığı yönündeki iddiası kapsamında şirket tarafından gerçekleştirilen organizasyonlarda birlikte çalışılan diğer işyerleri belirlenerek bu işyeri sahipleri veya bordrolu çalışanlarının bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, aynı çevrede işyeri olan işveren ya da bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler yöntemince saptanarak dinlenilmeli, belirdiği takdirde tüm tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, toplanan kanıtlar hep birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/18147, K. 2012/27365, 27 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama