KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/18241 E., 2012/17204 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 30-257
Karar Metni
489 kelime·2 dk okuma
1- Davacı Kurum 1479 sayılı Yasanın 63.maddesi kapsamında Kurum zarının rücuen tazminine karar verilmesini istemiştir. Davanın kabulüne ilişkin kararın, gerekli harç ve masrafları yatıran davalı... Sigorta A.Ş avukatı tarafından da temyiz edilmesine rağmen, sehven sadece, davacı Kurum ve davalılardan ... ... Petrol Ürünleri İşl. San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatları ile ...'nün temyiz itirazlarının incelendiği anlaşıldığından, Dairemizin anılan kararın onanmasına ilişkin ,27.09.2011 tarih ve 9293/12613 sayılı ilamının maddi yanılgı nedeniyle kaldırılması gerekmektedir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre ,davacı Kurum ve davalılardan ... ... Petrol Ürünleri İşl. San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatları ile, ...'nün yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3- Davalı... Sigorta A.Ş avukatının temyiz itirazları yönünden;
1479 sayılı Kanunun 63. maddesi hükmüne göre, “Sigorta Şirketleri” Bağ-Kur’un rücu hakkını haiz bulunduğu “diğer sorumlular” kapsamındadır.
Bağ-Kur’a anılan madde ile tanınan rücu hakkı Kanundan doğan bağımsız bir rücu hakkı vasfında olup, tazmin sorumlularının sigortalı ya da hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin rücu alacağından düşülmemesi gerekmekte ise de; Sigorta Şirketlerinin 2918 sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktar, Kurumun rücu davasından önce sigortalı ya da hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; Sigorta Şirketlerinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödediği miktar kadar sorumlu tutulmaması gerekir.
Ne var ki, Sigorta Şirketi tarafından poliçeye dayalı olarak sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemenin; Bağ-Kur’a tanınan Kanundan doğan rücu hakkının sigortalı, ya da, hak sahiplerine tanınan haktan bağımsız olarak kullanılması, başka bir anlatımla, halefiyet ilkesine dayanmaması nedeniyle, 1479 sayılı Kanunun anılan maddesi kapsamındaki diğer tazmin sorumlularının tavan sınırlamasına tabi olmayan, sadece, sigortalı, ya da, hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin değeri ve buna uygulanan kusur payı ile sınırlı bulunan sorumluluklarında rücu alacağından düşülemeyeceği de açıktır.
Davada somutlaşan olayda; davalı sigorta şirketi, hak sahiplerine poliçe limiti kapsamında 60.000,00 TL ödeme yapıldığını belirterek, sorumluluğun tespitinde yasal yükümlülük uyarınca yapılan ödemenin de gözetilmesi gereğini dile getirdiği halde, mükerrer ödemeye meydan verilmemesi açısından, davalı Sigorta Şirketi vekilinin ödeme iddiası üzerinde durulup, ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa, tarih ve miktarı dayanağı belgeler de getirtilerek yöntemince araştırıldıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında; Mahkemece, ilgili poliçede yer alan, teminat limiti belirlenmeli ve yukarıda açıklanan ödemenin gerçekliği araştırılarak poliçe limiti ve davalı sürücünün kusur oranı gözetilerek sigorta şirketinin sorumlu olacağı rücu alacağı tutarı belirlenmeli ve hükmolunan tazminat miktarı, poliçe limitini aştığına göre, limitin, tazminata olan oranı dâhilinde davalı sigorta şirketi, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılardan... Sigorta AŞ vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/18241, K. 2012/17204, 2 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama