KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/18663 E., 2012/18567 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 555-544
Karar Metni
662 kelime·3 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile, davalılardan ...Tarım San. ve Tic. A.Ş vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 01.12.1999 tarihli iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ile, yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının davalı işveren şirketlerden rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ayrıca bir kusur incelemesi yapılmaksızın, kesinleşen tazminat dosyasındaki kusur incelemesi esas alınarak; davalı işveren şirketler %40’ardan toplamda %80 ve sigortalı %20 kusurlu kabul edilmiş; Anayasa Mahkemesinin 506 sayılı Yasanın 26.maddesine yönelik iptal hükmü gözetilmek suretiyle, artışlı gelirleri içeren kurum istemi, aynen kabul edilmiştir.
a)506 sayılı Yasanın 26.maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla ulaşılan sonuçlar, rücu davasında bağlayıcı nitelikte bulunmamakta; 506 sayılı Yasanın 26.maddesi çerçevesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden ayrıntılı irdeleme içermesi halinde güçlü delil olarak kabul edilebilmektedir.
Mahkemenin hükmüne esas aldığı ve davalı işveren şirketler ile davalı alt işveren şirket yetkilisi dava dışı...’a karşı açılıp kabulle kesinleştiği anlaşılan tazminat davasında, yargılama sürecinde alındığı anlaşılan 05.06.2001 tarihli kusur raporuyla; davalı işveren şirketlere %40’ardan toplamda %80 ve sigortalıya %20 kusur verilmiş olması nedeniyle, toplam %80 kusur ve %88 sürekli iş göremezlik oranına göre yapılmış gerçek zarar hesabı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Tazminat dosyasında kusur verilmemekle birlikte, davalı alt işveren şirket yetkilisi dava dışı...’a karşı açılıp kesinleşen ceza davasıyla da, anılan dava dışı... 3/8 kusurla mahkum olmuştur.
Bilindiği gibi Borçlar Kanununun 53. maddesinde hukuk hakiminin ceza kararında kesinleşen maddi olgularla bağlı olduğuna ilişkin herhangi bir açıklık olmamasına karşın öğretinin ve uygulamanın getirip benimsediği “maddi olgularla bağlılık” ilkesinin temelinde Mahkemelere güven duygusu vardır. Somut olayda, kesinleşen ceza kararına göre kazanın oluşumunda kusurun varlığına ilişkin maddi olgu gerçekleştiğinden...’a az da olsa kusur verilmesi gerekir. Bu nedenle, dava dışı...’ın kusur oranının gerçeğe uygun olarak belirlenmesi için bilirkişi kurulu aracılığı ile yeniden kusur incelemesi yaptırılmalıdır.
Şu halde yapılması gereken iş; davada teselsül hükümlerine dayanılmadığı yönü de gözetilerek, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman farklı bilirkişilerden oluşacak kuruldan yöntemince düzenlenmiş kusur raporu alınarak, tarafların iş kazasının oluşumunda kusur oran ve aidiyetleri usulünce yeniden belirlenip, yapılacak değerlendirme sonuca göre bir karar verilmelidir.
b) Öte yandan, 01.12.1999 tarihli iş kazası nedeniyle sigortalının, 19.09.2000 tarihinden itibaren %100 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı ve kontrol kaydı öngörülmediği; tazminat davasının yargılaması sürecinde, işveren davalı Şirketin itirazı üzerine alınan 04.04.2003 günlü Yüksek Sağlık Kurulu raporuyla da anılan oranın teyit edildiği; ancak buna yapılan itiraz üzerine alınan 03.12.2003 günlü Adli Tıp Kurumu raporuyla, başlangıç itibarıyla maruz kalınan sürekli iş göremezlik oranının %88 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yapılması gereken, iş; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp Kurumu’nun her ikisinin de üst düzeydeki kuruluş olması nedeniyle, anılan raporlar arasındaki çelişkinin birkez de, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan alınacak raporla giderilmesi sağlanarak, sigortalının 01.12.1999 tarihli iş kazası sonucu maruz kaldığı sürekli iş göremezlik oranı kesin biçimde belirlenmelidir.
Bu belirleme yapıldıktan sonra, belirlenecek bu oran üzerinden, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin değeri davalı Kurumdan sorulmak suretiyle saptanmalı ve yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Kuşkusuz yukarıdaki değerlendirmeler yapılırken, hükmü temyiz etmeyen davalı alt işveren ...Elekt. İnş. Taah. Tic. San. Ltd. Şti yönünden, davacı Kurum lehine oluşabilecek usulü kazanılmış hak durumu, bozma sonrası yapılacak yargılamada göz ardı edilmemelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekili ve davalılardan ...Tar. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/18663, K. 2012/18567, 11 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama