KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/19742 E., 2012/22422 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 320-945
Karar Metni
748 kelime·4 dk okuma
Dava, 01.01.1995-31.05.2002 yılları arasında tekabül eden ve davalı banka tarafından yatırılmamış primlerin faizleri ile birlikte davalı ...Ş. tarafından diğer davalı ...Ş. ... Tekaüt Sandığı Vakfına yatırılmasına, eksik ödenen primler nazara alınarak yaşlılık aylığının yeniden tespiti ile bu miktar üzerinden ödenmesine, 31.05.2002 tarihinden hüküm kesinleşinceye kadar eksik ödenen aylık farklarının faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalı ...Ş ... Tekaüt Sandığı Vakfı, 506 sayılı Kanunun Geçici 20. maddesi kapsamında yer aldığı ve ... yönünden zorunlu sosyal güvenlik kurumu niteliğinde olduğu, Geçici 20. maddenin, 506 sayılı Kanunun tüm sistemi içerisinde değerlendirilmesinde görüleceği üzere, bu maddede sayılan sandıkların, bağlı bulundukları kuruluşların personeli hakkında yasal düzenleme alanı içinde Sosyal Sigortalar Kurumunun yüklendiği görevleri, sağladığı hakları o düzeyin altına düşmemek üzere yüklenmiş sandıklar olduğu, görevlerinin ve en az yükümlülüklerinin yasa ile belirlenmiş olduğu (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu 9.3.1983/1-1 RG 23.6.1983/18086) kuşkusuzdur.
Sigortalı, kural olarak Türkiye’de yaşamak koşuluyla sosyal güvenlik kanunlarının sağladığı yardımlardan yararlanabilir. Ancak 506 sayılı Kanunun 7. Maddesi hükmü ile işveren tarafından geçici görevle yurtdışına gönderilen sigortalılara, 506 sayılı Kanunda yer alan yardımlardan yararlanabilme olanağı sağlanmıştır. Anılan madde de “İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkelere gönderilen sigortalıların bu kanunda yazılı hak ve yükümleri bu görevi yaptıkları sürece devam eder” hükmü öngörülmüştür. Geçici görevle yurtdışında geçirilebilecek süre konusunda 506 sayılı Yasa’nın 7. maddesinde belirli bir süre öngörülmekle birlikte, sosyal güvenlik sözleşmelerine konulan hükümler ile geçici çalışma süreleri sınırlandırılmıştır.
Konu ile ilgili olan Türkiye Cumhuriyeti İle Hollanda Krallığı arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 7. Maddesi hükmüne göre, “Bu kısım hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Akit taraflardan birinin ülkesinde çalışan veya benzerleri, ikametgahlarının diğer Akit Taraf ülkesinde bulunduğunun kabul edilmesi veya bunların işverenlerinin yahut teşebbüs merkezinin diğer Akit Taraf ülkesinde bulunması hallerinde dahi çalıştıkları tarafın mevzuatına tabidirler.” Söz konusu hükmün istisna maddelerinden 8. Maddenin a bendi hükmüne göre de: “Bir teşebbüsün hizmetinde olup, normal olarak,
bu teşebbüsün Akit Taraflardan birinin ülkesindeki bir işyerine bağlı bulunan işçiler veya benzerleri, bir işin yapılması maksadıyla, teşebbüs tarafından diğer Akit Taraf ülkesine gönderildiklerin takdirde, 24 ay müddetle, teşebbüs merkezinin bulunduğu Akit Taraf ülkesinde çalışıyorlarmış gibi bu taraf mevzuatına tabi tutulurlar.
Diğer Akit Taraf ülkesindeki çalışma süresi 24 ayı aştığı takdirde, bu sürenin sona ermesinden önce işçinin muvafakatı ile işveren veya işverenin muvafakatı ile işçi tarafından, 7 nci madde hükmünü uygulama durumunda olan Akit Taraf yetkili makamının muvafakatı istenmek şartıyla teşebbüs merkezinin bulunduğu taraf mevzuatının uygulanmasına devam edilir.
Yetkili makam bu muvafakatı, ancak diğer tarafın yetkili makamının da müsadesini almak suretiyle verebilir.” Hükmü öngörülmüştür.
Davaya konu somut olayda. 01.12.1980 tarihinde Akbank ...Ş. bünyesinde olan Akbank Frankfurt şubesinde işe başlayan davacının 10.12.1984 tarihinde Rotterdem şubesine atandığı, 01.01.1995 tarihine kadar primlerinin davalı ...Ş ...
Tekaüt Sandığı Vakfı’na yatırıldığı, Hollanda Temsilciliğinde görev yapan kişiler ile ilgili Hollanda hükümeti nezdinde gerekli başvuruların yapılması için Çalışma Bakanlığına bildirim yapıldığı, konu ile ilgili olarak Hollanda Sosyal Güvenlik Kurumu ile yazışmalar yapıldığı, Hollanda Sosyal Güvenlik Kurumunca.
Hollanda da bu şekilde görevlendirilenlerin Hollanda mevzuatından muaf tutulmaları için razı olacakları sürenin daha kısa olacağı, bu nedenle ilgililerin 01.10.1994 tarihine kadar Türk mevzuatına tabi kalmalarını kabul ettiklerini, 01.10.1994 tarihinden sonra Hollanda daki görevlerine devam edecekse haklarında Hollanda mevzuatının uygulanacağının bildirdiği,
SSK’ca geçici görevle gönderilen personelin geçici görev sürelerinin 5 yıl ile sınırlı olacağı, bu süreyi aşan görevlendirmelerde ilgili ülkenin yetkili mercilerinin muvafakat vermeyerek görevlendirilecek personelin 5 yıldan sonraki süreler için kendi mevzuatına tabi tutulacaklarının bildirilmesi üzerine, davacının 01.01.1995-31.05.2002 tarihleri arasında davalı ...Ş. nezdinde Hollanda da geçen çalışmaları ile ilgili olarak primlerin Hollanda mevzuatına uygun olarak Hollanda Sosyal Güvenlik Kumuna yatırıldığı,
davacıya Vakıf tarafından 01.03.2006 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanan yaşlılık aylığının hesabında 01.01.1995 tarihine kadar yatırılan primlerin dikkate alındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece; Anayasal yönteme göre imzalanıp yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Sözleşmelerin kanun hükümde olduğu, uygulanma açısından sözleşme kuralına öncelik ve üstünlük tanınmasında zorunluluk bulunduğu, davaya konu 01.01.1995-31.05.2002 tarihleri arasında davalı ...Ş. nezdinde Hollanda da geçen çalışmaların, Türkiye Cumhuriyeti İle Hollanda Krallığı arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesi uyarınca Hollanda mevzuatına tabi olmasının gerektiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde somut olayda uygulama yeri bulunmayan 506 Sayılı Kanunun 7. Maddesi hükmü gereğince davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/19742, K. 2012/22422, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama