KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/20136 E., 2012/21965 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 42-70
Karar Metni
625 kelime·3 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtilen gerekçe ile isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan ... avukatları ile ... ve ...tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dava dilekçesinde, davalı olarak “... adına ...” yazılarak, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı... için yapılan sosyal sigorta yardımlarının, olayın meydana geldiği tarih gözetildiğinde, 506 sayılı Yasa’nın 10 ve 26. maddelerine göre rücuan tazminine karar verilmesi istenilmiş; ... tarafından, karar başlığında yazılı diğer gerçek kişilerin de işhanının kat malikleri olduğu belirtilince, onlara da dava dilekçesi tebliğ edilerek, hüküm altına alınan tazminatın davalılardan tahsili şeklinde karar verilmiştir.
Mahkemece, öncelikle, anılan işhanının yönetim kurulunun oluşup-oluşmadığı araştırılıp, taraf sıfatı sonucuna göre belirlenmelidir. İşhanının yönetim kurulunun oluştuğunun anlaşılması durumunda, dava dilekçesi yasal temsilcisine usulünce tebliğ edilerek; aksi durumda, her bir kat malikine usulünce husumet yöneltilmesi sağlanıp, dava dilekçesi tebliğ edilerek davaya katılmaları sağlanıp, elde edilecek delillere göre karar verilmelidir.
2- Davada, iş kazasına konu çatı söküm ve indirme işinin, işhanında temizlik işlerinde çalışan... tarafından, ayrı bir iş olarak yüklenildiği, kazalının, ... tarafından yüklenilen işte çalışırken, çöken çatının altında kalarak yaralandığı ileri sürülmüş olup; Mahkemece, davaya konu iş kazasına ilişkin çalışma ile ilgili olarak, işhanı yönetimi/kat malikleri ile... arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin, bir başka ifade ile, asıl işveren-alt işveren(taşeron) ilişkisi veya...’ın da kazalı gibi sigortalı olarak çalışan olup olmadığı saptanmalıdır.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisine ilişkin olarak; uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte olan 506 Sayılı Yasanın 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunması gerektiği gözetilmelidir.
3- Mahkemece, çalışma ilişkisi ve işverenliğin kime ait olduğu yukarıda belirtilen şekilde yapılacak araştırılıp; gerektiğinde yeniden alınacak kusur raporu ile kusur oran ve aidiyetinin sonucuna göre belirlenmesi gerekir.
4- Davacı Kurum, davasını 506 Sayılı Yasa’nın 10 ve 26. maddelerine dayandırmış olup; 10. maddenin 26. maddeye göre uygulama önceliği bulunmaktadır. Anılan Yasa’nın 4447 Sayılı Yasa ile değişik 9. maddesine göre; işveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak gönderilmekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başladıkları gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.
Mahkemece, davaya konu çalışmanın inşaat işi olduğu gözetilerek, anılan yasa maddesinde belirtilen şartların gerçekleşip-gerçekleşmediği araştırılıp, Kurum’un rücu alacağının da buna göre belirlenmesi gerekir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, hükmü temyiz eden tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/20136, K. 2012/21965, 15 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama