KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/20894 E., 2012/22426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 428-729
Karar Metni
681 kelime·3 dk okuma
Dava, trafik-iş kazasında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan ...avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda yeni düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir. Anılan madde uyarınca davalıların Kurumun rücu alacağından sorumlulukları ancak kusurlarının varlığı halinde mümkündür.
Davalı ...’ın sevk ve idaresinde, işçi servisi olarak kullanılan kamyonetin tali yoldan çıkan ve plakası belirlenemeyen araca çarpmamak için yoldan çıkıp dere yatağına yuvarlanması şeklinde oluşan 09.02.1999 tarihli trafik-iş kazası sonucu araçtaki sigortalılarından vefat edenlerin ve yaralananların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; trafik iş kazasında ölen sigortalılar ... ve ...’in hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımlarının tazmini için, Kurum tarafından Salihli 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesininin 2003/23 Esas ve 2011/281 Esas sayılı rücu davalarının açıldığı anlaşılmakta olup, iş bu dava dosyaları celbedilmeden, davalıların kusur oran ve aidiyetlerinin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeden, 2003/28 Esas dava dosyasında alınan araç sürücüsü...’i %20, işveren ... Toprak San. Tic. A.Ş.’ni %20, plakası belirlenemeye araç sürücüsünü %60 kusurlu bulan 01.05.2003 tarihli kusur raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Olayda ölen sigortalılar hakkında yapılan sosyal sigorta yardımlarının tazmini amacıyla Kurum tarafından açılan rücu davalarının, dolayısıyla tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilip, aynı olay nedeniyle kusur oran ve aidiyetleri bakımından çelişkili kararların verilmesi olasılığının ortadan kalkması, hak ve adalet kurallarına aykırı bir sonuç ortaya çıkmaması, yargıya olan güvenin sarsılmaması yönü de gözetilerek, kusur oran ve aidiyetleri belirlendikten sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Kurumun 506 sayılı Yasanın 26. maddesinden doğan rücu hakkının, kanundan doğan basit rücu hakkına dayandığı, bu kapsamda, ilk peşin değerli gelirlerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde ve taleple bağlı kalınarak rücu alacağına hükmedilmesi gerekir. Dava konusu somut olayda; talep edilen miktarın, ilk peşin değerli gelirlerin, kabul edilen kusur oranına tekabül eden miktarının altında kalmış olduğu gözetildiğinde, talebin tamamının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulü ile eksik rücu alacağının hüküm altına alınmış olması isabetsiz bulunmuştur.
Davalı ... şirketi bozma öncesi verilen ilk karar nedeniyle icra takibi yapıldığını, ilam gereğince poliçe teminatının tamamının faiz ve fer’ileri ile birlikte ödendiğini beyan edip buna ilişkin belgeleri sunmuştur. Sigorta şirketleri, sigortaladığı aracın sürücüsü ile şayet tespit edilmişse araç malikinin kusurlarıyla ve poliçe limitleriyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu tutulabilirler.
Kurumun kanundan doğan basit rücu hakkı nedeniyle, tazmin sorumlularının sigortalı ya da hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin rücu alacağından düşülmemesi gerekmekte ise de; sigorta şirketlerinin 2918 sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktarın sigortalı ya da hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; sigorta şirketlerinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödedikleri miktar oranında sorumlu tutulmaması gerekir ise de.
İ.İ.K.nun 40. maddesinde yer alan “Bir ilâmın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur.
Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur.” Hükmünün gözetilmesi mümkün olup, Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksi eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı ile davalılardan ... Sig. A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/20894, K. 2012/22426, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama