KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/21417 E., 2012/21168 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/467-2012/579
Karar Metni
565 kelime·3 dk okuma
Dava, hizmet birleştirmesinin zorunlu olmadığının tespiti ve 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığın iptali istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kısmen kabulüyle, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetin yaşlılık aylığı bağlanmasında birleştirilmesi gerekmediğinin tespitine, diğer talebin ise reddine karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.03.2002 tarih, 2002/132 Esas, 2002/139 Karar sayılı ilamında ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, "uyuşmazlık, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanunun uygulanmasında, bazı sosyal güvenlik kurumlarında geçen hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olması halinde diğer kurumlarda geçen hizmetlerin de birleştirilmesinin zorunlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2829 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesine göre, "birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir" sözlerine yer verilmiştir.
Bir kanun hükmünün, yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanması hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü ve hem de özü ile uygulanmasını öngören MK.'nun 1. maddesine uygun olmaz. (Bkz. 22.2.1997 gün ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Sosyal güvenlik kurumları arasında norm ve standart birliği bulunmamaktadır.
Sosyal güvenlik kurumları arasında, yalnızca aylıkların seviyesi bakımından değil koruma kapsamına alınan tehlikeler ve hak kazanma şartları bakımından da farklılıklar olduğu belirgindir. Nitekim, SSK.'nın en geniş kapsamlı koruma garantisi sağlıyan sigorta kurumu durumunda olduğu bilinen bir gerçektir.
Esasen, 2829 Sayılı Yasanın amacı hiçbir kurumdaki hizmeti aylık bağlanmasına yeterli olmayan sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasını sağlamak ve değişik kurumlardaki hizmetler birleştirilerek ziyan olmasını önlemektir. Yasa ile sosyal güvenlik sağlıyarak kişileri yaşadıkları toplum içinde insan onuruna yaraşır şekilde onu başkalarına muhtaç etmeyecek asgari bir hayat standardı sağlanmak istenmiştir.
Aksinin düşünülmesi Anayasanın "sosyal güvenliğin bir insan hakkı olduğuna" ilişkin ilkesine aykırılık oluşturur. Nitekim, aynı ilkeden hareket edilerek kişilere askerlik hizmetinden veya yurt dışı hizmetlerinden, yaşlılık aylığı bağlanmasına yetecek kadar süreyi borçlanarak değerlendirme olanağı tanınmış, tüm süreyi borçlanma zorunluluğu konmamıştır.
Söz ve deyimlerin lafzi anlamına sıkı sıkıya bağlanarak, 2829 Sayılı Yasa'dan yararlanabilmek için kişiyi tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlamanın sosyal güvenlik sistemi ve yasanın amacı ile bağdaşmadığı gerçeği karşısında, iki sosyal güvenlik Kurumuna tabi hizmetlerin birleştirilmesi sonucu yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanan sigortalının üçüncü sosyal güvenlik Kurumuna tabi hizmetlerinin birleştirilmesi uygun değildir."
Somut olayda; davacının, 16.02.2011 tarihli yaşlılık aylığı bağlanması isteminin, 1479 sayılı Kanun kapsamında borcunu ödemesi ve bu sigortalılığından sonraki 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının 375 gün olup, 1260 gün tamamlaması şartıyla yaşlılık aylığı bağlanabileceği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; hizmet birleştirmesinin (bunun paralelinde hizmet dışlanmasının) ancak yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanılan halde yapılabileceği yasal gerçeği karşısında, 5434 ve 506 sayılı Yasalar kapsamındaki münferit olarak; ya da birleştirilse dahi yaşlılık aylığı bağlanması için son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresinin fazla (1260 gün) olmaması nedeniyle 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olmayan davacının davasının tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/21417, K. 2012/21168, 12 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama