KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/21675 E., 2012/22850 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2153-206
Karar Metni
750 kelime·4 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... ile, M. ...’nun avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararının teselsül hükümleri gereğince davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10, 26 ve 87'nci maddeleridir.
Davaya konu iş kazasının, davalılardan ... ile, M. ...’na ait meskun binanın tamiratı ve boyanması işlerinde çalışılırken, sigortalının, binanın 3. katındaki daire balkonundan düşerek ölmesi şeklinde meydana geldiği; işyerinin, Kurum’a tescil edilmediği gibi, kazalının da, sigortalı olarak bildirilmediği anlaşılmaktadır. Davacı Kurum, davalılardan ... ile, M. ...’nun asıl işveren, ...’ın ise, alt işveren olarak sorumlu olduğunu belirterek talepte bulunmuş; Mahkemece, işverenlik sıfatının talepteki gibi belirtildiği kusur raporu hükme esas alınarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişidir. Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir. Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Somut olaya yönelik olarak, kazanın meydana geldiği meskun binanın ¾ hissesinin davalılardan ...’na, kalan ¼ hissesinin ise davalılardan M. ...’na ait olduğu, bina ile ilgili işlerin H... tarafından takip edildiği anlaşılmaktadır.
Davalılardan ..., binanın dış cephe tamirat ve boya işi ile, binadaki bir dairenin tesisat tamir ve boya işinin bir bütün halinde yapılması için, davalılardan ... ile anlaştığını, işin bedelinin toplam olarak belirlenip A...’e ödendiğini, kendisinin başkaca bir işe karışmadığını, çalışacak kişileri A...’in bulup, ücretlerinin A... tarafından ödendiğini, A...’e sorduğunda, çalışanların sigortasının yapıldığının beyan edildiğini, A... ile aralarında istisna akdinin bulunduğunu ileri sürmüştür.
Davalılardan ... ise, müfettiş ve ceza dosyasındaki beyanlarında, bina dış cephe tamirat ve bir dairenin tesisat işinin davalılardan H... tarafından üçüncü kişilere yaptırıldığı, kendisinin, sadece ilgili ustaları bulup, H... ile bir araya getirdiğini, ücretlerinin H... tarafından ayrıca ödendiğini, kendisinin, tamirat işiyle ilgili ücret almadığını; dış cephe ve bir dairenin boya işiyle ilgili olarak, kendisinin de diğer çalışanlar gibi işçi olup, sadece işin organizasyonunda H...’ye yardımcı olduğunu beyan etmiştir.
Kesinleşen ceza davasında, sanık olarak yargılanan ...’ın, meydana gelen kaza ile ilgili olarak işveren olduğu gerekçesi ile mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür. Dosyadaki belgeler ile ceza davasında kesinleşen olgu gözetildiğinde, meydana gelen iş kazası ile ilgili olarak, davalılardan A...’in işveren sıfatı ile sorumlu olduğunun kabulü yerinde olduğu gibi, davalılardan A... tarafından, aleyhe hüküm de temyiz edilmemiştir.
Davaya konu iş kazasının meydana geldiği meskun binada, dış cephe ve bir dairenin tamiratı ve boya işlerinin yapıldığı anlaşılmakta olup.
Mahkemece, öncelikle, kazalının, yapılan işlerden hangisinde çalıştığı belirlenmeli; sonrasında, yapılan bu işlerin bir bütün halinde davalılardan A...’e verilip-verilmediği; veya işin dış cephe tamiratı işi, daire tesisatının tamiratı işi, dış cephe ve bir dairenin boyanması işleri olmak üzere bölümlere ayrılarak, her bir işin ayrı birilerine yaptırılıp-yaptırılmadığı, kazalının hangi işin yapımında çalıştığı araştırılmalı.
Yine, işin tamamının davalılardan A...’e verilmesi veya bölümlere ayrılarak farklı kişilere yaptırılması durumlarında, meskun binanın malikleri olan davalılardan ... ile M. ...’nun, işin yapımıyla ilgili belirlenen bedeli ödeme dışında başkaca bir şeye karışıp-karışmadıkları, işin tamamı veya bir kısmı için işverenlik sıfatıyla hareket edip-etmedikleri, böylece, asıl işverenlik sıfatlarının bulunup-bulunmadığı araştırılıp, tartışılarak; sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönde eksik araştırma ile karar verilmiş olması, isabetsiz bulunmuştur.
2- Hak sahiplerinden evlenerek gelirden çıkan sigortalının hak sahibi kızı M... yönünden, düşük olan ilk peşin değerli gelir yerine, yüksek olan fiili ödemelerin hesaplamaya esas alınmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne ki, davalılardan hükmü temyiz etmeyen Ahmet yönünden, Kurum lehine kazanılmış hakkın oluştuğu hususu gözetilmelidir.
O hâlde, hükmü temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/21675, K. 2012/22850, 22 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama