KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/21685 E., 2012/21647 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/1229-2012/132
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma
Dava, davacının doğum borçlanması yapabilmesi gerektiğinin tesbiti ile aksine olan Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, ilk doğumunu 09.09.1986 tarihinde yaptığı, 1479 sayılı Yasa kapsamında 15.07.1987 tarihinde zorunlu sigortalı olarak tescil edildiği, 23.6.1988 tarihinde 2.doğumunu yaptığı, 02.08.1993 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olarak tescil edildiği, 26.5.1998 tarihinde sonra tarihinde 3.doğumunu yaptığı, bu doğum nedeniyle 5510 sayılı Kanunun 41/1-a maddesi gereğince borçlanma talep ettiği, talebinin Kurum tarafından reddedildiği,
bu nedenle de dava açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda da, 5510 sayılı Kanunun 41/1-a maddesi ve 26.12.2008 gün 2008 /111 hizmet borçlanmasına ilişkin genelge gerekçe gösterilerek, davacının ilk doğumunda sigortalı olmaması sebebiyle, ikinci doğumundan önce 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olmaması nedeniyle borçlanma şartlarına haiz olmadığı , davacının 02.08.1993 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olarak tescil edildiği, 26.5.1998 tarihinde 3. doğumunu yaptığı gözüne alındığında, yasal şartların oluştuğundan bu talep yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Mahkemece, çakışan zorunlu sigortalılık var ise dışlanmak suretiyle davacının talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde ve bozma ilamına yanlış anlam verilerek borçlanılan süre dışında farklı dönemde çakışan sigortalılığın dışlanılarak karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6217 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 3’üncü madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/21685, K. 2012/21647, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama