KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/23259 E., 2013/14133 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2013
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma
.......
Dava, kusur farkına dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan işveren ...’in avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, yasal dayanağı oluşturan 506 sayılı Kanunun 26. maddesindeki “halefiyet” ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı, hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (tavan) miktarı ile sınırlı iken; Anayasa Mahkemesi’nin 23.11.2006 gün, 2003/10 Esas ve 2006/106 Karar sayılı kararı ile anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında yer alan “...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere...” ibarelerinin Anayasa’ya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
Şu hale göre; 26 ncı maddede sayılan koşullarda Kurumu sigortalının ardılı (halefi) olarak kabul eden anılan maddesinin 1. fıkrasındaki itiraz konusu kuralın iptalinden sonra bu madde uyarınca açılan davalarda artık halefiyet ilkesine dayanılamayacağı, Kurumun rücu hakkının hukuki temelinin “halefiyet” yerine bundan böyle; yasadan doğan, sigortalı veya hak sahibi kimselerin alacaklarından bağımsız, kendine özgü “basit rücu” hakkına dönüşmüş olmasının kabulüyle; bu aşamadan sonra; zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle, sigortalı veya hak sahiplerine Kurum tarafından bağlanan gelirin (başladığı tarihteki) ilk peşin sermaye değerinin, tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekir.
Davaya konu olayın meydana gelmesinde 506 sayılı Kanunun 26. maddesine göre sigortalının %25, davalılardan İbrahim’in %65, Halil’in ise %10 oranında kusurlu davranışının bulunduğu, davalılardan işveren ...’in kusurlu davranışı bulunmazken, Kanunun 10. maddesi gereğince %25 oranında sorumlu
./..
-2-
sayıldığı önceki rücu davası ile kesinleşmiştir. Mahkemece, sigortalının hak sahiplerinden evlenerek gelirden çıkan eşi Selime’ye ilk peşin değerli gelir (=15.329,66 TL’den) düşük olan fiili ödeme 5979,08 TL ile oğlu Fatih’e bağlanan gelirin ilk peşin değeri 6342,40 TL toplamı 12.321,48 TL’nin %75 kusur karşılığı 9241,11 TL’den, önceki rücu davasında gelirlerden hükmedilen 3313,30 TL düşülerek, kalan 5927,81 TL’nin tahsili yerine, gelirlerdeki artışlar da gözetilerek fazla tazminata hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, hükmü temyiz etmeyen davalılar yönünden Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi gözetilerek, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
.........
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/23259, K. 2013/14133, 21 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama