KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/4158 E., 2012/3899 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
489 kelime·2 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum ve davalılardan...vekillerinin, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddelerine aykırı olarak, kısa kararda, “Davanın kısmen kabulüne,” gerekçeli kararda, “Davanın Kabulüne” şeklinde yazılması isabetsizdir.
3-Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve .... sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve ...sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının,
yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirler ile harcama ve ödemelerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı kısmına hükmedilmesi gereğine ilişkin mahkeme yaklaşımı usul ve yasaya uygun bulunmakla birlikte; haksahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirler toplamının, sosyal yardım zammıyla birlikte 17.700,02 TL olduğu belirginken; ilk peşin sermaye değerli gelir yönünden hükmedilebilecek miktarın tespitinde anılan değerin esas alınması gereği gözetilmeksizin;
peşin sermaye değeri hesap tablosunda yer alan artışları da
içeren değerlerin esas alınmış olması, (temyiz etmeyen davalılar yönünden Kurum lehine kazanılmış usuli hak durumu gözetilerek) usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Anılan aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olan davada, anılan iptal hükmünden kaynaklanan red nedeniyle, tarafların sorumluluğu bulunmadığı için davacı Kurum’un davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip, anılan sebeple reddedilen kısım nedeniyle, vekalet ücretiyle sorumluluğuna hükmedilmesi olanağının da bulunmadığı yönü gözetilerek, karar bozulmamalı, 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/4158, K. 2012/3899, 5 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama