KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/5997 E., 2012/21021 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 133-973
Karar Metni
623 kelime·3 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, davacının, davalı nezdinde, 1.7.1997 tarihinden itibaren kesintili olarak 2003 yılına kadar geçtiği iddia edilen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan araştırma neticesinde, davacı tarafın iddia ettiği dönemler itibariyle 5 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği, toplanan deliller itibariyle Kuruma bildirilen dışında çalışmanın olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ise de;
dosyada mevcut 13.3.1998 kurum tarihli işe giriş bildirgesinin varlığı karşısında, 506 sayılı kanunun 79/10. maddesinin, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır” hükmü gereği, davacı tarafından tespiti istenen 2.5.1998-31.8.1998 tarihleri arasındaki çalışma, 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmayacağından,
1.3.1998 işe giriş tarihinden talep tarihi olan 31.8.1998 tarihine kadar geçtiği iddia edilen fiili, gerçek ve kesintisiz çalışmalar için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği, işin esasına girilmesi gerektiği, yine, talep tarihlerinden olan 1.5.1999 tarihinden sonraki çalışmaların kesintili çalışma olup olmadığının, mahkemece, tam olarak araştırılmadığı ve eksik araştırmaya dayalı olarak yukarıda belirtilen hükmü gereği hakdüşürücü süre değerlendirmesi yapılamadığı için, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Zira, dosyada mevcut deliller sübut konusunda tam bir kanaat ortaya koymamaktadır.
Yukarıda belirtilen hüküm ışığında, davacının, 1997 yılından beridir geçtiğini iddia ettiği çalışmalarının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; mahkemece yapılan araştırmanın yeterli olmadığı görüldüğünden, öncelikle, davacı tarafından tespiti istenen 2.5.1998-31.8.1998 tarihleri arasındaki çalışmalar için, 1.3.1998 tarihli işe giriş bildirgesi tarihinden talep tarihi olan 31.8.1998 tarihine kadar geçtiği iddia edilen fiili,
gerçek ve kesintisiz çalışmalar için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği gözetilmeli ve işin esasına girilerek talep hakkında mevcut ve yeniden toplanacak delillere göre müspet veya menfi bir karar verilmeli; yine, davacı tarafından 1.5.1999 tarihinden sonraki çalışmaların kesintisiz olduğu iddia edildiği ve buna rağmen tespitin kısmi olarak talep edildiği gözetilerek, 1.5.1999 tarihinden sonraki çalışmaların gerçekten kesintili çalışma olup olmadığı,
yeterince araştırılmalı, davalı işveren tarafça dosyaya sunulan, ancak, davacı tarafça içeriği kabul edilmeyen istifa dilekçelerinin, özelikle, davacı tarafından açık bir istifa tarihi belirtilmemiş olan 1.8.1999 tarihli istifa dilekçesinin, geçerliliği üzerinde durulmalı, bunların tek başına işçinin işinin kesintili olduğunu göstermeyecekleri hususu da gözardı edilmemeli, anılan tarihten sonra,
davacının çalışmalarının 2008 yılına kadar süreklilik arz edip arz etmediği araştırılmalı, hakdüşürücü süre değerlendirmesi buna göre yapılmalı, bu araştırmalar kapsamında, işyerinin dava dilekçesinde talep edilen tarihleri kapsar Kurum müfettişleri tarafından yapılan teftişe ilişkin tutanaklar ve diğer kayıtlar da celbedilmeli, taraflarca bildirilen tanıkların beyanları ile yetinilmeyerek, davacının çalışmaları hakkında bilgi sahibi olabilecek, Kuruma bildirim yapılmayan dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile,
gerektiğinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bu kapsamda sonraki dönemlerde isimleri gözüken bordro tanıkları ..., ... ve ...’in de beyanları alınmalı, sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği, ya da, bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip;
deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca yeni bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/5997, K. 2012/21021, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama