KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/6264 E., 2012/9698 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 138-251
Karar Metni
367 kelime·2 dk okuma
Dava, 02.02.1988 tarihinde işe giriş bildirgesi verilerek 175... sigorta sicil numarası ile tescili yapılan davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 02.02.1988 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın, yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup; davacı, 02.02.1988 tarihinde işe giriş bildirgesi verilerek 175...sigorta sicil numarası ile tescilinin yapıldığını, ancak dönem bordrolarında ismine rastlanmadığından 02.02.1988 tarihindeki çalışmasının sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmediğini, bu yüzden sigortalılık başlangıç tarihinin 02.02.1988 olduğunun tespitini talep etmiş, Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Kanunun 79. maddesinde yer alan hak düşürücü süre “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar” için geçerlidir. Davacının şahsî sicil dosyasında bulunan 02.02.1988 tarihli işe giriş bildirgesinin aynı tarihte yöntemince ve süresinde Sosyal Sigortalar Kurumuna intikal ettiği anlaşılmıştır. İşe giriş bildirgesinin verildiği hallerde hak düşürücü süreden bahsedilemez.
İşe giriş bildirgesi Kuruma verilmiş Mahkemece işin esasına girilerek, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti yönünde, 506 sayılı Kanunun 2 ve 6. maddelerinde öngörüldüğü şekilde hizmet akdine dayalı olarak eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın da varlığı gerekir.
Başka bir anlatımla; yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi kişinin işe girdiğini gösteren yazılı delil niteliğinde ise de, fiili çalışmanın ortaya konması açısından tek başına yeterli kabul edilemez.
Davacı adına işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgilerinin davacıya ait olup olmadığı nüfus kaydı celp edilmek suretiyle saptanmalı, yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, davalı Kurumdan alınacak bilgiye göre, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu, anılan işe giriş bildirgesine istinaden Kurumca sigortalıya verilen sicil numarasının sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı yöntemince araştırılarak, hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
O halde, davacı ile davalılardan Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/6264, K. 2012/9698, 28 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama