KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/6724 E., 2012/8372 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 822-2
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, dava dışı borçlu ... Gıda Ürünleri Satış ve Pazarlama A.Ş.'de yönetim kurulu üyesi iken Kadıköy 17. Noterliğinin 03.04.2009 tarihli senediyle istifa ettiğini, şirkette ödeme tahsilat gibi tüm yetkilerin yönetim kurulu başkanı ...'ye ait olduğunu, hakkında davalı tarafından başlatılan 2009/16208 Esas numaralı takibin iptalini talep etmiştir.
Somut olayda, davalı Kurum tarafından 2008/12, 2009/01, 02, 03, 04, 05. aylarına ilişkin işsizlik sigorta pyrim borcu nedeniyle toplam 2.136,07 TL'nin tahsili amacıyla davacı hakkında 2009/16208 numaralı dosya ile takip başlatılıp, ödeme emrinin 17.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği, davacının süresinde iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır. Davacı taraf Kadıköy 17. Noterliğinin 03.04.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı senediyle istifa etmiş, istifası 15.06.2009 tarihinde yönetim kurulunun oybirliği ile aldığı kararla kabul edilmiş, Ticaret Sicil Müdürlüğü ve oda kayıtlarına da bu durum yansıtılmıştır.
Beşiktaş 6. Noterliğinin 24.09.2007 gün ve ... yevmiye numaralı senediyle, "...SSK primi, her türlü vergi, resim ve harç ödemeleri" konusunda münferit olarak yetkili kılınmıştır.
5510 sayılı Yasanın 88. maddesi hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz bir özel kuruluşta görev yapan bir kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için; primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunlu olup, ayrıca "sigorta primlerinin haklı sebep olmaksızın süresinde ödenmemesi"ne bağlıdır.
Söz konusu maddeye göre primlerin ödenmesinden sorumlu üst düzey yöneticiden sözedebilmek için, bu kimsenin şirket kurucu ortağı veya yönetim kurulunda başkan veya işbölümüne göre primlerin ödenmesinden sorumlu üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili mesul müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir.
Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan, karar organında yer almayan kişilerin işverenle müşterek sorumluluğu düşünülemez. Davacı taraf bu anlamda yetkilidir, mahkemenin de bu yönlü kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.
6183 sayılı Yasanın Mükerrer 35. maddesi ise, "Tüzel kişilere küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin veya tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir...
(Ek fıkra: 04.06.2008-5766 S.K./4. mad.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü içermekte olup.
04.06.2008 tarihli, 5766 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinde, "Bu Kanunla 6183 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve eklenen hükümler, hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanır." düzenlenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında; borca konu 2009/16208 Esas sayılı takip dosyasında, asıl borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edilememiş, tebliğ edilmesi için gereken araştırmalar yapılmamıştır. Bu durumda alacaklının tüm çabalarına rağmen şirkete ulaşamadığı sonucu çıkarılamaz. Dolayısıyla 6183 sayılı Yasanın Mükerrer 35. maddesinde düzenlendiği şekilde alacağın asıl borçlu şirketten tahsil edilip edilemeyeceği hususu netleşmediğinden üst düzey yönetici sıfatıyla davacı tarafa başvurulamaz.
Belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/6724, K. 2012/8372, 9 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama