KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/7539 E., 2012/13250 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 400-25
Karar Metni
528 kelime·3 dk okuma
Trafik iş kazasında vefat eden sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirler ile diğer giderlerin 506 sayılı Kanunun 10. maddesi gereği tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.07.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı asil ile karşı taraf adına Av. ... geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan avukatın ve davalı asilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davalı, ... Lojistik ... A.Ş’ye ait kargo taşıyan aracı kullanan sürücü kazalı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmadığını, davanın muhatabının, taşıma işini yapan ... Lojistik ... A.Ş. olduğunu, aşamada ise aracı ...’a sattığını iddia ederek “ davanın reddine” karar verilmesi gereğini savunmuştur.
506 sayılı Yasanın 4. maddesi ile “işveren; ...sigortalıları çalıştıran ... kişiler...” olarak tanımlanmış olup, Kurumun açtığı rücu davalarında da, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, kısacası davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır.
Dosya kapsamından, kazalanan sigortalı ... ’ın işvereninin kim olduğu anlaşılamamaktadır. Yine davalı ile dava dışı ... Lojistik ... A.Ş. veya ... arasında veya zikredilenlerin kendi aralarında bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı hususunda yeterince inceleme ve irdeleme yapılmamıştır. Yapılan işin tanımı ve adı geçenlerin bu kapsamda konumları ortaya konulmalıdır.
Bu yönde, davalı ile ... Lojistik ... A.Ş. arasında varlığı belirlenen yük taşıma sözleşmesi, araca ilişkin tüm kayıtlar-vergi kayıtları da dahil- bütün halinde getirtilmeli, sözleşmenin tarihi, süresi, kaza tarihi dikkate alınmalı, temyiz dilekçesinde ileri sürülen, ... Lojistik ... A.Ş. tarafından ... adına taşımacılıkla ilgili ücret ödemesi iddiaya konu banka şubesinden sorulmalıdır.
Getirtilecek taşıma sözleşmesi hakkında, gerektiğinde, Hukuk Genel Kurulunun 05.5.2004 gün ve 10-233/ 262 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, amacı sigortalının sosyal güvenlik hakkının yanında, Sosyal Sigortalar Kurumu’nun prim tahsilatının, alt işverenin yanında asıl işverenin de sorumluluğunu öngören düzenlemelerle güvence altına alınmasını sağlamak olan 506 sayılı Kanunun 87. maddesi yönünden de değerlendirme yapılmalıdır.Anılan düzenleme.
“Sigortalılar üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun iş verene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işveren de sorumludur.Bir işde veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişiye aracı denir.” hükmünü içermekte olup, aracı kavramı her şeyden önce, bir asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmeyi ve nihayet asıl işverene ait işyerinde veya işyerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmayı gerektirir.
Asıl işverenle, aracı arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin önemi yoktur. Önemli olan yön, asıl işverene ait işin aracı tarafından yapımının sağlanmasıdır. İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte ise, işi alan kimse aracı değil, bağımsız işverendir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/7539, K. 2012/13250, 3 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama