KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/9571 E., 2012/8408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 21-56
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma
Davacı, maluliyet durumunun tespitiyle, maluliyet aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu somut olayda.
17.02.1986-01.08.1998 tarihleri arası dönemde 642 gün zorunlu SSK’lı çalışması, 18.05.2006 tarihinde yapılmış 600 gün askerlik borçlanması ve 01.05.2006-31.12.2008 tarihleri arası 960 gün isteğe bağlı SSK’lı çalışması olmak üzere toplam 2.202 prim gün sayısı bulunan davacı, ilk kez 30.11.2007 tarihinde maluliyet aylığı başvurusunda bulunmuş, sevkle alınan 07.12.2007 günlü Sağlık Kurulu Raporunun incelenmesi sonucu, çalışma gücünün 2/3’sinin (%66.6) kaybedilmemesi nedeniyle aylık başvurusunun red edildiği;
açılan dava üzerine Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmaksızın, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan 25.06.2010 ve 08.06.2011 tarihli raporlarla, çalışma gücünün %65’nin kaybedildiği ve maluliyet başlangıcının ise, Numune Hastanesinin 23.11.2006 rapor tarihi olarak belirlenmiştir.
Mahkeme, anılan Adli Tıp Kurumunun raporlarını dikkate alarak, 01.12.2006 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazanıldığının tespitine karar vermiştir.
Mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira prosedür gereği Yüksek Sağlık Kurulu’ndan rapor alınmadığı gibi, %65 çalışma güç kaybını öngören Adli Tıp Kurumu raporuna dayalı hüküm kurulmuş; kabule göre de, 30.11.2007 maluliyet istemi aşılmak suretiyle, aylık başlangıcı 01.12.2006 olarak öngörülmüştür.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “kimlerin malûl sayılacağı” başlığını taşıyan 53. maddesinde, Kurum hastanelerince düzenlenecek yöntemine uygun sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3’ünü (%66,6) yitirdiği Kurumca saptanan sigortalının malûllük sigortası bakımından malûl sayılacağı; “malûllük aylığından yararlanma şartları” başlıklı 54. maddesinde, malul olup, 1800 gün prim ödenmiş olunması gerektiği.
“Aylığın başlangıcı” başlıklı 56. maddesinde, sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve malullük aylığına hak kazanan sigortalının aylığının ödenmesine, kendisinin yazılı isteğinden, malul sayılmasına esas tutulan raporun tarihi yazılı isteğini takip eden takvim ayından sonraki bir tarih ise bu raporun tarihinden sonraki aybaşından başlanacağı belirtilmiştir.
Bununla birlikte, yasama organınca kabul edilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren “malûl sayılma” başlıklı 25. maddesinde ise, sigortalının istemi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca yöntemine uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, çalışma gücünün en az %60’ını kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca belirlenen sigortalının malûl sayılacağı hüküm altına alınıp;
“malûllük sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlığını taşıyan 26. maddesinde, malûl sayılanlardan en az 10 yıl sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birisinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması gerektiği belirtilmiştir.
Malûl sayılmayı gerektirecek hastalık veya arızanın bulunup bulunmadığının tespitinde izlenecek yol, 506 sayılı Yasanın 109. (5510 sayılı Yas 95.) maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre kurum sağlık tesislerince düzenlenen raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmalı, söz konusu kurul raporlarının Kurumu bağlayacağı, ancak, diğer ilgilileri bağlamayacağı dikkate alınarak itiraz halinde, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden alınan rapora göre Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki bulunması halinde ise, Adli Tıp Genel Kurulundan alınacak raporla bu çelişki giderilip varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/9571, K. 2012/8408, 10 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama