KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/10140 E., 2013/24556 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2007/519-2013/90
Karar Metni
481 kelime·2 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır.
Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır.
Davacı, müteveffa eşi...'ün 01.10.1992-12.10.2002 tarihleri arasında davalı apartman yönetiminde kapıcı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece,davanın kabulü ile davacının eşinin 01.10.1992-12.10.2002 tarihleri arasında davalı apartmanda çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Mahkemece, dinlenen davacı tanıkları ... ve ...'ın , apartmanda davacının kapıcılık yaptığına ilişkin net olmayan beyanlarına rağmen, mahkemece davalı apartmanda kapıcılık yapan kişinin davacı mı eşi mi olduğu araştırılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.28.02.2002, 30.04.2002, 30.06.2002, 31.08.2002 ve 31.12.2002 tarihli gider makbuzlarında davacının eşi...'e yapılan ücret ödemelerinin yer alması karşısında 2002 yılında davalı apartmanda kapıcılık yapan kişinin davacının eşi olduğu hususunda mahkemenin kabulü yerinde olmakla birlikte; 2002 yılı öncesine ilişkin olarak yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; davacı eşinin sosyal güvenliği yönünden 506, 1479, 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki zorunlu sigortalılık/iştirakçilik durumu belirlenmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalıştırdıkları kişiler ile komşu apartmanlarda oturanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, belirdiği takdirde anlatımlar arasındaki çelişkiler giderilmelidir.
Buna göre; öncelikle kapıcılık görevinin kim tarafından yerine getirildiği ortaya konulmalı, davacının eşinin apartman görevlisi olduğu anlaşıldığı takdirde çekişme konusu dönem yönünden bunun başlangıç ve sona erme tarihi belirlenmeli, saptanacak bu dönemde gün ve ay bazında çalışma süresi, yarı zamanlı çalışma yapılıp yapılmadığı,apartmanın kaç daireli olduğu,
kaloriferli mi doğalgazlı mı olduğu,bunların çalışmanın kapsam ve süresine etkisi açıklıkla belirlenmeli,apartman karar defterinin tamamı getirtilerek incelenmeli,uyuşmazlık konusu dönemde davacının eşi ile davalı apartman yönetimi arasında imzalanmış protokol bulunup bulunmadığı araştırılmalı, tüm kanıtlar irdelendikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, farklı apartmanlarda kapıcılık yapan iki tanığın anlatımlarına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/10140, K. 2013/24556, 16 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama