KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/10663 E., 2013/24111 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2009/170-2013/63
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma
Dava, iptal ve tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalı Kurum görevlilerince yapılan denetim üzerine düzenlenen 30.06.2008 tarihli raporda yer alan, davalı işveren şirkete ait işyerinin çok uzun bir süredir adreste faaliyetinin olmayıp başka işverenlerin bu adreste faaliyet yürüttükleri ve dolayısıyla hizmet akdine tabi eylemli çalışmaların gerçekleşmediği saptamasına dayanılarak işyerinden yapılan sigortalılık bildirimlerinin iptal edildiği, 16.02.1994 – 17.08.2005 döneminde vergi kaydı bulunan işyerinin anılan kaydı aktif olmadığından ilgili vergi dairesince 17.08.2005 tarihi itibarıyla resen terkin edildiği,
davacının çalışmalarının işverence 20.05.2005 – 28.02.2007 dönemi yönünden bildirildiği, davacı ile birlikte yapılan bildirimleri geçersiz sayılan M.Dere, A.Tayman ve davacının eşi B.Özdemir tarafından ... 10. İş Mahkemesi ile ...
2. İş Mahkemesi’ne açılan aynı nitelikteki, Kurumca iptaline karar verilen hizmet sürelerinin fiili ve gerçek olduğunun tespitine ilişkin davalarda verilen kabul kararlarının, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nce 07.05.2013 gün ve 2012/15967 Esas - 2013/9169 Karar, 07.05.2013 gün ve 2012/1839 Esas - 2013/9170 Karar, 07.05.2013 gün ve 2012/1840 Esas - 2013/9171 Karar sayılı ilamlarla eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesiyle bozulduğu belirgindir.
20.05.2005 – 30.06.2007 tarihleri arasındaki zorunlu sigortalılığın geçersiz sayılması yönündeki davalı Kurum işleminin iptali ile anılan dönemde hizmet akdine tabi olarak davalı işverene ait işyerinde çalışıldığının tespitine ilişkin davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda
geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Bu bakımdan; söz konusu üç davanın sonucu araştırılarak elde edilen kanıtlardan faydalanılmalı, ilgili vergi dairesinden davalı şirketin aktif olduğu ve matrah bildiriminde bulunduğu dönem belirlenmeli, demir çelik üretimi faaliyetine ilişkin olarak ...
Demir Çelik Fabrikası’ndan alınıp işledikten sonra satıldığı ileri sürülen demirlere ait faturaların varlığı araştırılmalı, aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, 20.05.2005 tarihi itibarıyla vergi kaydı terkin edilen işyerinin öncelikle uyuşmazlık konusu dönemde aktif olup olmadığı,
sonrasında da davacının hizmet akdine tabi fiili çalışmasının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalı, anılan olguların somut veri ve bulgulara dayanan, Kurum saptamasını ortadan kaldırıcı nitelikte delillerle ortaya konulması gerektiği dikkate alınmalı, istem içerisinde yer alan 01.03.2007 – 30.06.2007 tarihleri arasında bildirim ve sonrasında iptal işlemi yapılıp yapılmadığı açıklıkla belirlenerek uyuşmazlık konusu dönem netlikle ortaya konulmalı, toplanan kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, yetersiz tanık anlatımlarına dayanılarak istemin kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/10663, K. 2013/24111, 12 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama