KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/10813 E., 2013/25276 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/706-2013/155
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/1’inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan, mülga 506 sayılı Kanun’un 79/10 hükmü uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, davacı, 17.02.1988-23.10.1989 tarihleri arasında davalı belediyede işçi olarak çalıştığını ve sigorta başlangıç tarihinin 17.02.1988 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 17.02.1988-23.10.1989 tarihleri arasında dava sırasında dosyasına işlenen 1988/2. dönemdeki 120 gün dışında 487 gün çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de,mahkeme kararı eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
Davacının, 31.08.1988 tarihine kadar davalı işyerinden bildirilen 120 gün dışında 31.08.1988 tarihinden sonra 1988/3. döneminde davalı işyerinden bildirilen 112 günlük çalışmanın ve 17.07.1989-20.07.1989 tarihleri arasındaki 3 günlük mazeret izninin dışlanmaması, bildirim dışı kalan diğer dönemler yönünden ise çalışmanın sürekli mi mevsimlik çalışma mı olduğu hususu irdelenmeksizin kesintisiz şekilde çalıştığının kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; davacının, kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan;
puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; yargılama sürecinde dinlenen davacı tanıklarının davacının sürekli çalıştığına ilişkin beyanları nedeni ile işyerinde mevsimlik çalışma olup olmadığına ilişkin çelişki giderilmeli;
buna ilişkin dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler res'en saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı;
bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip;
deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalıların avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/10813, K. 2013/25276, 23 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama