KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/11052 E., 2013/25069 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/619-2013/68
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava, terditli olarak yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali, emekli aylığının bağlanması gerektiğinin tespiti veya yersiz aylıkları 6111 sayılı Kanun kapsamında iade edebileceğinin tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosya kapsamından; davacının 01.08.1968 – 31.12.1969 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında yurtiçinde çalışması bulunduğu, 16.03.1970 – 11.03.2004 tarihleri arasında Almanya’da çalışarak bu çalışmaların 5400 gününü 31.05.2004 tarihinde bedelini ödemek suretiyle 3201 sayılı Kanun uyarınca 506 sayılı Kanun kapsamında borçlandığı ve davacıya 01.06.2004 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı,
bu arada davacıya 01.04.2004 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında yurtiçi çalışmaları ve yurtdışı hizmetleri değerlendirilmek suretiyle maluliyet sözleşme aylığı bağlandığı ancak davacının söz konusu aylığı hiç tahsil etmediği anlaşılmaktadır.
Davalı Kurum tarafından 14.04.2008 tarihli işlemle davacının yurtiçi 5434 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı bulunduğu ve yurtdışı çalışmalarını ancak anılan Kanun kapsamında borçlanabileceği, buna göre 506 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanmasının geçersiz olduğundan bahisle yaşlılık aylığı iptal edilerek yersiz aylıkların istirdadının istenmesi üzerine, davacı eldeki davada terditli olarak;
yaşlılık aylığının iptaline ilişkin davalı Kurum işleminin iptaline, 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı bağlanması gerektiğinin veya yersiz aylıkları 6111 sayılı Kanunun yapılandırmaya ilişkin hükümlerinden yararlanmak suretiyle ödeyebileceğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı Kurum işlemlerinin yerinde olduğu gerekçesiyle “davacının yersiz bağlanan yaşlılık aylıklarının iadesi hakkında 6111 sayılı Kanundan doğan yapılandırma hakkının saklı tutulmasına, sair taleplerinin reddine” karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı “Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”un “Başvurulacak Kurumlar” başlıklı 3’üncü maddesinin davacının borçlanma işlemlerini gerçekleştirdiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4958 sayılı Kanunla değişik halinin birinci fıkrasının ikinci bendinde “Türkiye’ye döndükten sonra yurt dışında geçen hizmetlerini borçlanmak isteyenler;
a- Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olmayanlar, Sosyal Sigortalar Kurumuna,
b- Müracaat tarihinde çalışmakta olanlar tabi oldukları sosyal güvenlik kuruluşuna,
c- Başvuru tarihinde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olmamakla birlikte yurda dönüş tarihinden sonraki çalışmalarından dolayı son defa tabi oldukları sosyal güvenlik kuruluşuna,
...
Yazılı olarak müracaat etmek suretiyle borçlanabilirler.” hükmü düzenlenmiştir. Buna göre; yurtdışından dönüş yapan sigortalı eğer dönüş sonrası herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşa tabi değilse, yurtdışı hizmetlerini Sosyal Sigortalar Kurumu’na yani 506 sayılı Kanun kapsamında borçlanabilecektir.
Somut olayda; davacı 11.03.2004 tarihinde yurda kesin dönüş yapmış olup, sonrasında herhangi bir yurt içi sigortalılığı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; davacının Almanya’da geçen çalışmalarını 506 sayılı Kanun kapsamında borçlanabileceği açıktır. Bu nedenle; davacıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra anılan Kanun metninde yapılan değişiklikler uygulanmak suretiyle 3201 sayılı Kanun uyarınca yaptığı borçlanmanın ve giderek yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işlemi hatalı olduğundan Mahkemece söz konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONU Ç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/11052, K. 2013/25069, 20 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama