KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/11188 E., 2013/25205 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2012/845-2013/60
Karar Metni
687 kelime·3 dk okuma
Davacı, basamak intibakının geç yapılması nedeniyle yersiz işletildiği iddiasıyla ödediği gecikme zammının istirdadını istemiştir.
Mahkeme, ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığını bildirmek suretiyle 03.04.1998 tarihinde yapılan tescil işlemiyle 20.03.1998 tarihinden itibaren (6. basamağı tercih etmesine karşın) 1. basamaktan 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak tescil edildiği işlem, 11.05.1998 tarihli yazıyla kendisine bildirilen davacı; 31.03.1998 tarihinden itibaren tescil basamağı ve devamında sıralı olarak yükseldiği basamaklara karşılık gelen primleri düzenli olarak ödediği; 08.06.2012 günlü Kurum yazısına göre, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortanın gözetilmesi nedeniyle yapılan basamak intibakının primi 3812,02 TL. ve gecikme zammı 6015,38 TL. yi 02.07.2012 tarihinde ödediği anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Kanun'un 51. maddesinin üçüncü fıkrasında, diğer sosyal güvenlik Kanunlarına tabi olarak çalıştıktan sonra Bağ-Kur kapsamına girenlerin diğer sosyal güvenlik Kurumlarında geçirdikleri süre intibak ettirilmek suretiyle en yakın basamaktan aşağısını on ikinci basamaktan yukarısını seçemeyecekleri öngörülmüş, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile anılan fıkra “Ancak, diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları,
diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirlenir” şeklinde değiştirilmiş, anılan KHK. Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilerek, 08.08.2001 tarihinde yürürlükten kaldırılması üzerine, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'la düzenleme aynen korunmuştur.
1479 sayılı Kanun’un 52. maddesinde ise; sigortalının altı, yedi, sekiz, dokuz, on, on bir ve on ikinci basamaklarda en az iki tam yılını doldurmadıkça, yazılı talepte bulunmadıkça ve sırası dışında basamak yükseltemeyeceği öngörülmüş, 01.10.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun ile “Sigortalının bu Kanuna göre seçtiği, intibak ettirildiği veya yükseltildiği ilk on iki basamakta bekleme süresi bir yıl, on üçüncü basamaktan itibaren, her bir basamakta bekleme süresi iki yıldır.
İlk on bir basamakta sıra itibariyle basamak yükseltilmesi, prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın Kurumca yapılır. On ikinci basamaktan itibaren basamak yükseltilebilmesi için, sigortalının yazılı talepte bulunması ve talep tarihinden önceki ayın sonu itibariyle prim ve diğer borçlarını ödemiş olması şarttır.
Sigortalılar, Kurumca yükseltildikleri tarihten veya yazılı talepte bulundukları tarihi takip eden aybaşından itibaren, basamak yükseltme farkı ile yükseltildikleri basamak üzerinden primlerini öderler.” şeklinde değiştirilmiştir.
Öte yandan, belirtilmelidir ki, Kurumun hatalı işlemine dayalı olarak davacının iyiniyetli olmasından kaynaklanan bir kazanılmış haktan bahsedebilmek için Hukuk Genel Kurulu’nun 25.06.2003 gün ve 2003/21-406 E., 2003/424 K. ile 25.12.2002 gün ve 2002/21-1062 E., 2002/1098 K. sayılı kararlarında da belirtildiği gibi; bir hakkın elde edilmiş olması, objektif bir hukuk kuralının kişiye uygulanması, hakkın elde edilebilir ve Anayasa ile diğer Kanunlarla korunmaya değer duruma gelmiş olması ve idarece tek taraflı tasarrufla geri alınamayacak durumda bulunması gerekir.
Hukuki değerden yoksun işlemler, açık hataya dayalı işlemler, iradeyi fesada uğratan nedenlere dayalı işlemler, kazanılmış hak doğurmadığı gibi, idarenin yapmış olduğu olumsuz veya açıklayıcı işlemleri de kazanılmış hak doğurmaz.
Yapılan açıklama ve değinilen yasal düzenlemeler çerçevesinde eldeki davada; evvelinden 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı olduğu uyuşmazlık dışı olan davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı için tescil basamağının belirlenmesinde, basamak intibakı yapılarak buna ilişkin basamak farkı prim borcu tahakkuk ettirilmesine dair Kurum işlemi yerindedir.
Yukarıda belirtildiği üzere; davaya konu tescil ve tescilin davacıya bildirim işlemi 1998 yılında yapılmış, bildirilen basamak ve devamında sıralı olarak yükseldiği basamaklara karşılık gelen primleri kabullenip düzenli olarak ödeyen ve tescil basamağının 6 olmasını, intibak yapılması için 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığını bildirmiş olmasına karşın, uzun yıllar bu talep ve intibak sonucunu takip etmeyen, gerektiğinde yasa yoluna başvurarak talep ve intibak işleminin makul bir sürede sonuçlanmasını sağlamayan;
başka bir deyişle basamak intibakı işleminin tescil tarihinden itibaren çok uzun bir süre sonra sonuçlandırılması ve böylece gecikme zammı işletilmesinde kusursuz/iyiniyetli olduğunun kabulü mümkün olmayan davacının kusurlu olduğu belirgin olup, kendi kusurlu hareketi nedeniyle işleyen gecikme zammından sorumlu olmasının doğal bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/11188, K. 2013/25205, 23 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama