KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/11423 E., 2013/25242 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/571-2012/452
Karar Metni
650 kelime·3 dk okuma
Davacı, 15.11.2000-01.04.2010 tarihler arasında davalı işveren ... yanında, 01.04.2010-15.05.2010 tarihler arasında ise davalı işveren... yanında çalıştığının ve 01.04.2010 tarihinde işyerinin davalı işveren ... tarafından davalı işveren...’ya devredildiğinin tespitini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum ve davalı işveren vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı olan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi kapsamında, inceleme ve değerlendirme yapılarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Bu bağlamda; bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği, göz önünde bulundurulmalıdır.
5510 sayılı Kanun’un 11-5. Fıkrası;’ İşyerinin faaliyette bulunduğu adresten başka bir ildeki adrese nakledilmesi, sigortalı çalıştırılan bir işin ve ya işyerinin başka bir işverene devredilmesi veya intikal etmesi halinde işyerinin nakledildiği, yeni işverenin işi veya işyerini devraldığı tarihi takip eden on gün içinde, işyerinin miras yoluyla intikali halinde ise mirasçıları,ölüm tarihinden itibaren en geç üç ay içinde,işyeri bildirgesini kuruma vermekle yükümlüdür. İşyerinin aynı il sınırları içinde Kurumun diğer bir ünitesinin görev alanına giren başka bir adrese nakledilmesi halinde adres değişikliğinin yazı ile bildirilmesi yeterlidir. Bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümlülükleri devam eder.’
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır. Bu nedenle, sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda; davacının talep konusu dönem olan 15.11.2000-31.12.2009 tarihleri arasında davalı işveren ...’nın işyerinden, 02.01.2010-24.05.2010 tarihler arası ise yine davalı işveren ...’ya ait başka işyerinden bildirimlerinin yapıldığı,
mahkemece ise, davanın kısmen kabulüne, 15.11.2000-15.05.2010 dava dönemi itibariyle davalı ...’ya ait işyerlerinden yapılan bildirimlerin aynı işyerinde fakat farklı işverenler nezdinde gerçekleştiği, işyerinin davalı ... tarafından diğer davalı...’ya 10.04.2010 tarihinde devredildiği ve 15.11.2000-10.04.2010 tarihi itibariyle davalı ... tarafından yapılan bildirimlerin tam ve doğru olduğu ,devir tarihi olan 10.04.2010 tarihinden 15.05.2010 dönemine kadar geçen çalışmaların ...ait işyerinde geçtiğinin ve her iki işveren nezdinde gerçekleşen çalışmaların asgari ücretle gerçekleştiğinin tespitine, şeklinde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacının asgari ücretle çalıştığı konusunda verilen kararın isabetli olduğu ancak uyuşmazlık konusu husus, işyerinin devredilip devredilmediğinin yeterince araştırılıp araştırılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacının, talep konusu dönemde kesintisiz olarak davalı işveren ... yanında çalışmalarının bildirildiği, dosya içeriğinde davalı işverenler arasında işyerinin devrine dair bir belge ya da bilgiye rastlanmadığı, davalı işveren ...’ya ait ve bildirimlerin yapıldığı her iki işyerinin de halen faal olduğu,
davalı işveren...’ya ait işyerinin ise 10.04.2010 tarihinde kapsama alındığı ve 2010/4 ve 5 . ay dönem bordrolarında sadece iki kişinin adının yer aldığı buna karşın davalı ... tarafından ise, 2010/Mayıs ayına kadar davacının çalışmalarının Kuruma bildirildiği hususları dikkate alınarak mezkur işyeri hakkında devir olgusu bulunup bulunmadığının araştırılarak,
devir olgusunun ispatlanamaması halinde davacının tüm çalışmalarının davalı ... yanında geçtiği ve Kuruma da bildirim yapıldığı göz önüne alınarak davalı ... hakkında tespit açısından hukuki yarar yokluğundan, diğer davalı işveren... yanında hiç çalışması bulunmadığı sebebiyle de sübuttan red kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum ve davalı işveren avukatlarının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/11423, K. 2013/25242, 23 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama