KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/11512 E., 2014/4073 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2014
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava, davacının rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre,taraf vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 -Dava, trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuen ödetilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; güvence hesabı yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken;
ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 ve 99. maddelerinde yazılı şekilde sigorta şirketine başvurulduğu halde gerekli ödeme yapılmamışsa, HGK’nın 17.10.2001 gün ve 915 – 739 ayrıca 08.10.2003 gün 576 – 543 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, gerekli belgeler eklenerek gerçekleştirilen ödeme isteğini içeren muhtıranın tebliğinden itibaren davalı güvence hesabı lehine 8 iş günü ek ödeme süresi bulunduğu gözetilerek, güvence hesabının temerrüde düştüğü tarihin belirlenmesi gerekir.
Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş veya hiç müracaat edilmemişse, güvence hesabının temerrüdünden bahsedilemez. Bu durumda faiz başlangıcının; güvence hesabı aleyhine icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa, dava tarihi olarak kabul ve tespiti gerekir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre, güvence hesabı yönünden faiz başlangıcının dava tarihi olduğu göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONU Ç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/11512, K. 2014/4073, 28 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama