KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/13195 E., 2013/14868 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2010/273-2011/253
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Dava, 20/10/2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ...... eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçe ile, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan ......... Tic. Ltd. Şti. avukatı ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davalı şirket avukatının temyiz talebi yönünden;
Hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre, iş mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm 15.11.2011 tarihinde temyiz eden davalı şirketin evrak almaya yetkili işçisine yöntemince tebliğ edilmiş, temyiz ise 24.11.2011 tarihinde davalı şirket avukatı tarafından verilen dilekçe ile vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi geçtiğinden 01.06.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay ......... Büyük Genel Kurulu Kararı da gözönünde tutularak davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden REDDİNE,
2-Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı ......
Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı, ya da, hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, hak sahiplerine bağlanan gelirler fiili ödemeye dönüşmüş ise, ilk peşin değerli gelir ile,
fiili ödemeler karşılaştırıldığında, ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarının kusur karşılığından düşük ise, o takdirde, ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine, fiili ödeme
miktarının kusur karşılığı, ilk peşin değerin kusur karşılığından düşük ise, o taktirde de, fiili ödeme miktarı esas alınması gerekir. Hak Sahiplerinden ...... Bilgin’in 18.02.2011 tarihinde yeni bir işte çalışmaya başlaması nedeniyle gelriden çıktığı ve kendisine bu tarihe kadar ödenen fiili ödemelerin bağlanan ilk peşin değerli gelirden daha düşük olduğu gözardı edilerek Kurumun tazminini isteyebileceği miktarın belirlenmesinde ilk peşin değerli gelirin esas alınması isabetsiz olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/13195, K. 2013/14868, 1 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama